18 Mart 2015 Çarşamba

Değişmeyen tek şey...



Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. Bu değişmez kuralın sonucu olarak birkaç güne kadar bir değişim yaşayacağız.

Varolmanın şartı olarak, hiçbir şey zamanın akışı ve doğuracağı yeni koşulların oluşmasına engel olamaz.

Milyonlarca yıl önce yaşayan dinozorların yokolacağını, o devasa yaratıkların yeryüzünden kaybolacağını kim düşünebilirdi ki?

Ağacın yaşken eğilmesinin tam zıttı olan kemikleşmek, koşullara uyum sağlamamak, yokoluş sebebidir.

Tüm evrenin, dolayısıyla dünyamızın da devamlı bir devinim halinde çılgınca, hem kendi hem de güneşin etrafında, hareket halinde olduğunu düşündükçe, muhafazakârları/tutucuları anlamak mümkün değil.

Her türlü deyimin ve terimin İngilizce'sini Fransızca'sını kullanmaktan hoşlanan kişiler olarak, tutuculuğun orijnali olan “conservative” kelimesini kullanmaları anlamlıdır.

“Muhafazakârım” yerne “Konservatif görüşe sahibim” demek, bir konserve kutusunun içindeki salatalık olmak gibi bir şey. Dış dünyadaki her türlü değişime kapalı br konserve kutusunda yaşamak ne derece mutluluk vericidir?

Bir de her kutunun altında son kullanma tarhi vardır.

Status Quo (statüko) iyi bir müzk topluluğudur, ancak statükoyu yaşamak sıkıcıdır.

Devrim, devinimdir; etrafına hayat veren br akarsudur, hiç durmadan değişmektir... Bir somon balığının bir ayıya meze olma ihtmaline karşı, inadına inadına yumurtalarını bırakmak için bir akarsuyun ters yönünde yüzmesidir...

Her devrimi takip eden dönem, devrimi statükolaştırmak ve “conservative” bir duruma dönüştürmektir; bir akarsuyun durağanlaşması, kokuşmayı, yozlaşmayı beraberinde getirir.

Bu yüzden değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunu unutmadan, devamlı olarak mutluluğa, sadece mutluluğa yol almak dileğiyle...

25 Ocak 2015 itbarıyle, doğum günümüz kutlu olsun!


(Barikat, 08.01.15, s:16)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder