16 Nisan 2015 Perşembe

Boşluk



Kaç kere söyledim, bu yazı işini aksatmaya gelmiyor, yazmadıkça köreliyor yazarın kalemi ama dinleyen kim. Bir aydır yazı yazmamışım, bizim sakallı (gene uzamış sakalı) gelmiş yazı istiyor. Ne yazayım ki!


*

Sanat ne sanat içindir, ne de toplum için. Sanat sanatçının kişisel mastürbasyonudur. Hiçbir amaç gütmeden, hiçbir mesaj kaygısı taşımadan, sanatçının içsel dünyasının dışa vurumudur. Beğenen alır tüketir, beğenmeyene ise eyvallah.

(Not: Kişisel mastürbasyon konusunda daha fazla bilgi için bknz: Nagehan Alçı).

*

Çok gezen mi, çok okuyan mı bilir?

Al sana bir yumurta-tavuk sorusu daha. Ne kadar çok okusan da, yazarın yazdığıyla sınırlısın. Adam gitmiş bölgenin kervansaraylarını, tekkelerini dolaşmış, ne yediklerini yazmış. Ben belki o diyarların meyhanelerini, ...hanelerini merak ediyorum. (Hemen yanlış anlamayın dershanelerini [mektep] yazacaktım, ilk etapta aklıma gelmedi.) Bana ne onların ne yediklerinden, ben onların günün yorgunluğunu nasıl attıklarını, hayatın dertleriyle nasıl başa çıktıklarını, içlerindeki yangını hangi mezeyle-alkolle nasıl söndürdüklerini merak ediyorum.

*

Bu futboldan anlamayan beyamcaların da maç saatinde gelip sanki kasıtlı yaparcasına yanıma oturup analiz yapmalarına gıcık oluyorum.

Geçenlerde Galatasaray maçında, hakemler mavi forma giymişler, bizim beyamca hakeme bakıp “Yahu bu kaleci nasıl bir kaleci, tüm stadı dolaşıyor” diye yorum yapıyor. Yuh!

*

Malumunuz İlhan reyiz kendini dine verdi ya, geçenlerde bir gencin elinde bir tespih görmüş ve çok beğenmiş. Genç de açıklıyor tabii:

“Bu gerçekten harika, hakiki oltu taşı”.

İlhan “Hakkaten güzelmiş” diyor, sonra yanındakilere dönüp soruyor:

“Oltu neresinin başkentiydi be çöcükler?”

*

Son günlerde beni en çok güldüren fıkra:

Profesör, öğrencileri ile birlikte hasta Temel'in yatağının başına gelmiş...

Onlara yeni bir hastalığın belirtilerini öğretiyormuş...

Yatakta bitkin, yarı kendinden geçmiş vaziyetteki Temel'i göstererek konuşmaya başlamış:

“Bakın yüz rengi sarıya yakın... Gözler içeriye doğru çökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor... En fazla değişik kas yüzümüzdedir... Bakın kaslar tepki vermediğinden ifade anlamsız... Çene aşağıya sarkmış duruyor...”

Temel de öğrenciler gibi dikkat kesilmiş dinliyor...

Profesör tam “Bu bir batın sendromudur” diyecekken, yerinden zorlukla dikilmeye çalışan Temel fırsat vermemiş... Zor bela mırıldanarak;

“Sen sanki dünya güzelisin...”

*

Bu arada annemle aramız limoni bugünlerde. Geçenlerde yine “Elalemin çocukları evlendi, iş güç peşinde para kazanıyor, senin haline bak” dedi. Ben de “Bak elalem neler doğuruyor, sende iş yok” dedim, küsüz!



baron@outlook.com.gr

Barikat, s. 19, 19-03-2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder