16 Nisan 2015 Perşembe

Eğitim Şart!



Yıllardır yazdığım yazılarda sürekli altını çizmişimdir: Eğitim şart; çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği bizim de geleceğimiz!


Ve hep haykırmışımdır: Yetkililer bir şey yapsın, diye... Üstelik haykırmakla da kalmayıp, bir çözüm önerisi de sunmuşumdur neredeyse her seferinde.

Bugüne kadar hiçbir yetkili (Ayhan Karayusuf ve Mustafa Mustafa hariç) bu konuda gençlerle fikir alışverinde bulunmak için onları çağırmadı. En azından beni çağırmadılar, fakat bu durumun diğer gençler için de geçerli olduğunu düşünüyorum.

Tabii, sadece gençlerle konuşup tartışmak da tek başına yeterli değil.

Örneğin, eğitim meselesi ne oluyor?

Görünen o ki, her iki taraf da (Türkiye ve Yunanistan) âdeta bizim eğitimsiz, geri, bilgisiz ve bunlara paralel olarak çıkarcı, menfaatçi, işi nerede olursa oraya giden, vurdumduymaz ve ilgisiz varlıklar olarak yetişmemiz için söz vermiş gibi.

Çıkıp mahalle mahalle, köy köy geziyoruz diyelim; sırf biz eğitimsiz ve geri olduğumuz için, bizim mahalle ve köylerimize tek bir tuğla koyulmadığını görüyoruz. Bu, diğerlerinin doğurduğu hesap sormama “alışkanlığından” kaynaklanıyor.

Kaldı ki, kuşbakışı baktığınızda hangi mahallelerin/köylerin Türk hangi mahallelerin/köylerin Rum köyü olduğunu sezebiliyorsunuz.

... İşte bu yüzden, eğitim şart!

Kahvelerde, sokaklarda, sosyal medyada tartışıyoruz aramızda; gelgelelim, tartışmalara katılan insanlarımızın çoğu eğitimsizliğin verdiği “bilmeme mutluluğu” ve araştırmama alışkanlığından kaynaklanan “önyargı”ları yüzünden konuların dağılıp başka yerlere çekilmesine vesile oluyorlar.

İşte bu yüzden eğitim şart!

Örneğin son yazımda da yazmıştım, bizim vekillere bakanlık verilmesi talebi olumlu bir talep ve bunun konuşulmaya başlanmış olması bile başlıbaşına önemli bir olay. Fakat, biz, “bizimkiler” için bakanlık isterken diğerlerinin CV'lerine baktığımızda görüyoruz ki: Eğitim şart!

Bizler, azınlık olarak, bugüne kadar, bir dilekçe yazmak, hatta bir form doldurmak için bile avukata/mühendise gittik. Bu konuda bize yardımcı olmakla görevli (ki 2-3'ü bir arada oturup kurabiye yiyerler, sayemizde) memurdan talep etmedik bunu; gittik, belediye meclis üyelerinden, onları ne için seçtiğimizi ve yükümlülüklerinin neler olduğunu unutarak, talep ettik!

Bu yüzden eğitim şart!

Kendimize ve aldığımız eğitime güvenimiz olmadığından, asker tayini veya araba ehliyeti için kapı kapı vekil ve/veya âzâ aradık, torpil talep ettik.

Bu yüzden eğitim şart!

Seçimden seçime köyümüze/mahallemize uğrayan siyasetçilere “Seçimden seçime geliyorsunuz”un dışında birşey söyleyemediğimiz, onları sorgulayamadığımız için eğitim şart!

Oy verdiğimiz kişiye “Nasılsa bir şey yapamayacak” diyerek, oyu “spor” olarak verdiğimiz ve oyumuzun hakkını bile istemediğimiz için eğitim şart!

Burada ayrıca yaramız daha da derin: Oyumuzu bizi korkutanlara KARŞI kullanacağımıza, aksine, bizi korkutanların LEHİNE kullandık. Biri geldi, “Evini yıkarlar, paranı alırlar, biz göz yumarız” dedi; bir diğeri “Bana oy vermezsen tütün paranı nah alırsın” dedi; bir diğeri “Sana iş bulacağım” diye vaatte bulundu... Sonuçta elimizde ne evimiz kaldı, ne paramız; ne ürettiğimiz tütünün karşılığını adam akıllı aldık, ne de iş bulabildik.

...İşte bu yüzden eğitim şart!

Evet; eğitim şart! Ama bununla birlikte, eğitim sisteminin değişmesi de şart!

Mevcut sistemin kimseye faydası yok: Mevcut Türkçe öğretmenlerinin (ki okullarımızda sadece SÖPA mezunları kaldı) yeniden eğitime tabi tutulması da şart – ki bunu kendileri de kabul ediyorlar.

Tüm bu saydıklarımın değişmesi lâzım...

Bunun ötesinde benim nâçizane fikrim, okullarda sabah çoğunluk okullarındaki derslerin yapılıp, öğleden sonra Türkçe programın uygulanması.

Biliyorum, bu söylediğim tepki çekecek, “tehlikeli” olarak yorumlanacak; ancak yine de eğitimdeki açığı kapatmamıza yardımcı olacağını ve verimin %200'e çıkacağını düşünüyorum.

Geldiğimiz durum ortada. Bu yüzden eğitim şart! Üstelik eğitimcilerimizden başlayarak...



ismail_d2li@hotmail.com

Barikat, s. 19, 19-03-2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder