1 Nisan 2015 Çarşamba

Mutlu Aşk Yoktur (Masumiyet Çağı)



Muhalefette olmak, sevgililik dönemine benzer... İktidar ise, evlilik gibidir: Kilo aldırır, kolestrol yükseltir...

Mustafa abi, arada bir, SYRİZA'lıların kan muayenelerini yapmalı, çünkü bu memlekette daha önce iktidara gelenler kolestrol zengini kapitalistlere dönüştüler.

İnsanın kıçı o koltuğun sıcaklığına bir kez alışmasın!

Herhalde, yapılacak en doğru iş, Çipras gibi nikâhsız yaşamak!

*

Bu bir romantizm dönemi. Asık Suratlar Cumhuriyeti'ne karşı dudağımızın ucundaki gülümsemeyle başlatılan bir romantik isyan...

Kış gününde bizlere baharı yaşatan, bir kardelen gibi bizleri umutlandıran, sonunu bile bile yine de aşık olmaktan vazgeçemediğimiz o ilk aşkımız gibi.

Beklentiler sınırsız, imkânlar sınırlı.

O beklenen umut zaten fakirin ekmeği. Bakalım o ekmeği neyle katık edeceğiz...

Bu romantik insanların iktidarı, herşeyin maddiyata dönüştüğü bu dünyada ne kadar sürdürülebilir?

Bu uzun süreçte hayal var, o hayalin üzerinde sarfedilen emek ve bu emeğin sevgi ile yoğrulması var.

İdeallerimiz, hayallerimiz yıllarca cadı kazanlarında kaynatılıp seyreltildi, 'light'laştırıldı, bize öyle servis edildi.

Taptaze tütün kokan, pamuk yumuşaklığındaki duygularımızı derin dondurucularda dondurdular.

Senden aldıklarını sana satarlar...

*

Hiçbir dünyevi değer bir insanın mutluluğundan daha değerli değildir.

En sevdiğim şiir, en nefret ettiğim şarkıdır “Mutlu Aşk Yoktur”. En kötü yanı da, hep haklı çıkmasıdır.

Sen sevdanın kanatlarıyla mutluluktan uçarak evine giderken, köşe başındaki bakkal amca elinde tespihi, bacak bacak üstüne çelmiş, bu şarkıyı dinleyerek sana acıması, aslında onun da yaşadıklarının sendeki yansımasıdır.

Yine de olsun be! Aşk acısından daha acısı, o acıyı yaşamamış, o tadı tatmamış olmaktır. Hem, ne de olsa, ayrılık da aşka dahildir!


İ. H. Babadağlı


Βarikat, s.18, 12-02-2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder