14 Mayıs 2015 Perşembe

Ayhan Karayusuf: Azınlık olarak, çoğunluk içerisindeki demokratik güçlerle birlikte mücadele etmeliyiz



Şurdan başlayalım: SyRizA iktidara Selânik Programı ve memorandumların iptali vaadiyle geldi. Fakat, 20 Şubat anlaşmasıyla –Glezos'a ve birçok kişiye göre– hükûmet “eti balık olarak vaftiz etti”, memorandumların ve Troyka'nın adı değiştirildi sadece. Ve herkesin aklındaki soru şu: Memorandumlar başka bir adla mı devam edecek, yoksa Selânik Programı gerçekten yürürlüğe girecek mi?


- Önce şunun altını çizmek lâzım: Hükûmet, Selânik Programı'nı harfiyyen uygulamaya kararlı. Fakat seçim öncesinde de, bu programı 2 yıla yayarak uygulamaya sokacağımızı söylemiştik. Bu programın tamamının seçimin ertesi günü uygulamaya sokulması mümkün değildi. Memorandumların adının değiştirilip sürdürülmeye devam etmesi eleştirisine gelince: Memorandumlar, Troyka tarafından hazırlanıp Yunan hükûmetine uygulatılıyordu; oysa bizim yaptığımız “anlaşma” bizim hükûmetimiz tarafından sunulmuş bir reform listesi. Bunun ötesinde, şunu da belirtmek lâzım; ilk defa Avrupalılarla yapılan görüşmeler bu kadar uzun ve çetin sürüyor. Daha önce Troyka gelir, 2 gün içerisinde direktiflerini verir uygulatırdı.

Memorandum yasalalarının iptali ve yerine krizden yaralanan halkın yaralarını sarabilmesi için gerekli olan yasalar ve yasa tasarıları mecliste. Krizle mücadele yasaları, ekonominin tekrardan canlanması için gerekli yasalar meclisten geçmeye devam ediyor. Ve bu önümüzdeki günlerde de davam edecek ki, tüm bunlar memorandumların iptal edildiğinin göstergesidir.


Peki halkı yakından ildiren ve canını yakan taşınmaz vergisi haracı ENFİA gibi, vergi muafiyetinin 12.000 €'ya çekilmesi gibi önlemler, ne zaman uygulamaya girecek?


- ENFİA'nın adil olmayan bir vergi yasası olduğunu söyledik, seçim öncesinde, ki bu böyledir. Bu, gayrimenkullerin güzelce değerlendirmesi yapılmadan çıkarılmış, “Ödesin de, kim isterse ödesin” mantığıyla çıkarılmış bir vergi yasasıydı. Bunun hakkında Maliye Bakan Vekilimiz Nandia Valavani'nin açıklaması malûmunuz: 2015'in ikinci yarısından sonra, ENFİA kaldırılıp, yerine adil bir taşınmaz vergi yasası gelecek ki hedefimizde büyük mülkiyetin vergilendirilmesi var. Örneğin birinci ev ve tarla bu vergiden muaf tutulacak.

Vergi muafiyetinin (aforologito) 12.000 Euro'ya çıkarılması ise, bana göre, biraz zaman alacak. Çünkü 12.000 Euro yüksek bir rakam. Ama ilk etapta bunu 9.500 Euro'ya çıkararak en azından düşük gelirli ailelere –ki bizim bölgemiz çoğunluğu çiftçilerden oluşan aileler– bir nefes aldırılabilir.

Tabii tüm bunları yapabilmek için bir an önce üretime ve kalkınmaya geçilmesi lâzım, paranın piyasada dönmesi lâzım. Biz de bunun için mücadele ediyoruz.


Peki borç silinmeden kalkınmaya geçilebilir mi, sizce?


- Bizim anladığımız anlamda kalkınmaya geçilebilmesi için, borcun büyük kısmının silinmesi şart. Sanırım görüşmelerde bu konu da gündemin önemli maddelerinden biri; ki bunun nihaî sonuçlarını Haziran'da hep birlikte göreceğiz.


Son olarak, azınlıkla ilgili, örneğin sizin üzerinde çok fazla durduğunuz çift dilli anaokulları gibi temel azınlık sorunlarıyla ilgili bir gelişme olacak mı, 2015 içerisinde?
- Geçen dönem millletvekilliğim süresince, SyRizA hükûmeti işbaşına geldiğinde azınlıkla ilgili önemli adımların atılacağı yönünde söylemlerim olmuştu. Ancak, güçlü bir SyRizA hükûmetinden bahsettim. Şu an itibarıyla realist olmak gerekirse, memorandumlar karşıtlığı dışında neredeyse hiçbir konuda anlaşamadığımız, merkez sağın sağında duran bir partiyle koalisyon kurduk. O yüzden, azınlık adına vaatlerimizi gerçekleştirmemiz zorlaşıyor. Ben seçim öncesi vaatlerimde de, “Güçlü bir hükûmet olarak gelirsek, AnEl'le, Potami'yle, KKE'yle koalisyon yapmak mecburiyetinde kalmazsak bunları yapabiliriz” diye vurgulamıştım. Şu anda SyRizA hükûmeti değil, “toplumsal kurtuluş hükûmeti” var. Kaldı ki, azınlık meselelerinde 40 yıldır yapılmamış şeyleri yapmak, çözülmemiş sorunları çözmek 2-3 yıl zarfında yapılabilecek şeyler değil bence.

Şimdi asıl derdimiz, krizle mücadeleyi bir başarabilelim. Çünkü ekonomik sorun çoğunluk için de, azınlık için de en önemli sorun. Ve biz ilk sorun olarak, sorunların başına bunu koyduk.

Tabii azınlığı ilgilendiren sembolik bazı sorunlar da, bilahare çözülecektir. “Sembolik” diyorum, çünkü örneğin İskeçe Türk Birliği'nin veya Gümülcine Türk Gençler Birliği'nin tabelalarının olmaması bizim assimile olduğumuz, yok olduğumuz anlamına gelmiyor. Biz kimliğimizle burdayız, bu sebeple o tabelaların yeniden takılması, bizim burada olduğumuzun ve ülkenin milli güvenliği açısından tehlike olarak görülmediğimizin de işaretini vermiş olacak.

Biz azınlığın mücadelesinin yalnız değil, çoğunluk içerisindeki demokratik güçlerin de katılımıyla olmasını istiyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz.


Barikat, s. 20, 9-4-15

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder