14 Mayıs 2015 Perşembe

Azınlık Eğitimi: Dünden yansımalar, yarın için düşünceler



Trakya azınlık çocuklarının eğitimi, özel durumu itibarı ve modern toplum şartlarının dayattığı yeni ihtiyaçların devlet tarafından bu durum için ilgili plana dahil edilmediğinden, geri kalmış ve bazı konularda da çağ dışı olarak nitelendirilebilir. Böylece, karşılaşılan problemler, nedenleri bilinmediğinden dolayı, başarıyla çözülememiştir. Geçmişte uygulanan, başarı derecesi şüpheli olan bazı programlar, bazı yüzeysel problemleri hedef almış, zaafları aşmak açısından önemli ölçüde katkı sağlamamıştır. Sonuç olarak azınlık öğrencileri, ülke bazındaki öğrenci topluluklarına kıyasla, gecikmeli eğitimin karakteristik özelliklerini taşır. Böylece zorunlu eğitim aşamasını bitiren öğrenciler toplumsal ve mesleki dışlanma ile karşı karşıya kalmaktadırlar.


Okul öncesi eğitime baktığımızda, geçen yıllarda, çift dillilik konusunda hiç bir çalışma ve girişim olmamıştır. Azınlık çocuklarının anaokullarında eğitimini desteklemek açısından, acil bir önlem olarak, devlet ana okulları eği-tim kadrolarına ülke üniversitelerinin okul öncesi eğitimi bölümlerinden mezun olmuş azınlık mensubu öğretmelerin yerleştirilmesi olabilir. Böylece çocuklar eğitim süreci-nin daha ilk aşamasından çift dilli eğitime uyum sağlayacak ve eğitimin ilerki aşamalarında, iki dilde eğitimin ihtiyaçlarına daha kolay karşılık verebileceklerdir. Çift dilli devlet anaokulları bölgemiz için acilen karşılanması gereken bir ihtiyaçtır.

İlk eğitim aşamasındaki temel sorunlardan en önemlisi, Türkçe ve Yunaca dilinde olan programlar arasındaki işbirliği eksikliği olarak göze çarpmaktadır. Birliktelik faaliyetleri desteklenmeli, Yunanca öğrenme geliştirilmeli ve çift dillik toplum için bir avantaj olarak karşılanmalı. Müfredat ve ders çizelgelerinde değişikliklere gidilmesi ve Yunanca dilindeki ders kitaplarının güncellenmesi acil bir ihtiyaçtır. Ayrıca, Yunanca programın öngördüğü diatematik çerçevenin uygulama güçlüğü, çocukların ikincil derece derslerde gerektiği şekilde eğitim alamamalarını sağlar.

Hükümetin düşünmesi gereken bir diğer konu da Azınlık Eğitimi'ne de Özel Eğitim'in dahil edilmesi ol-malıdır. Anayasanın 21. maddesinin 6. paragrafının, 3699/2008 kanunun ve 4074/2012 sayılı kanunun 24. maddesinin (BM engelliler hakları ve eğitim sözleşmesi) hükümlerinin öngördüğü gibi, devlet, engelli çocukların eğitim alma hakkını tanımak, özel ihtiyaçları olan çocukların kaliteli eğitime özgür bir şekilde erişimini sağlayacak önlemleri almak ve herhangi bir zayıflığın veya ötekileşmenin erişime engel teşkil etmeden etkili bir eğitim almalarını kolaylaştıracak gerekli desteği vermekle yükümlüdür. Mevcut mevzuat çerçevesinde, özel eğitim, devlet okullarına entegre olmuştur ve azınlık eğitimine de uzanması gerekmektedir. Buna paralel olarak azın-lık kökenli öğrencilerin eğitim gördüğü Trakya'daki Özel Okullarda da bu çocukların ana dilini bilen özel eğitimcilerin bulunması gereklidir. Aynı şey KEDDI'ler için de geçerlidir.

Tüm öğretmenler için olduğu gibi azınlık okullarının çift dilli programında görev alan öğretmenler için de yüksek eğitim düzeyi, bu çocukların eğitim hakkı ve Yunan devletinin eşitlik çerçevesinde yükümlülüğü-dür. Eğitim Bakanlığı yapmış olduğu son değişiklikle, azınlık okullarının Türkçe müfredatında görev yapacak olan öğretmenlerin üniversite eğitimlerinde değişikliğe gitmiştir. Buna göre, bu müfredatta görev alacak öğretmenler artık zorunlu olarak üniversitelerin Pedagoji bölümlerinden mezun olup, Dedeağaç'ta kurulacak öğretmen okulunda eğitim almaları gerekmektedir. Özel bir yapı oluşturmayı amaçlayan bu girişimin ne kadar başarılı olacağı ilerki zamanlarda görülecektir.

Böylece, bir taraftan, ulusal eğitim fakültelerinden mezun olmuş azınlık mensuplarının, azınlık okullarında Yunanca müfredat derslerine girmelerine izin verilmezken, diğer taraftan da azınlık mensubu olmayan öğretmenlerin de ana dilde olan müfredat derslerine girmesine izin verilmemektedir. Tabii ki Selanik Özel Pedagoji Akademisi'ne, sonraları da Aristotelio Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin bir dalı olarak kurulan Azınlık Eğitimi Programı'na ve son olarak ta yeni kurulan Öğretmen Okulu'na azınlık dışından kimsenin alınmaması dolayısıyla bu durumun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu durumda, eğitim-öğretim dışında, din bazında bir ayrımcılıkta ısrar ederek, anayasa-dan doğan temel haklar gasp edilmektedir.

Azınlık Okulları Koordinatörlüğü’-nün ve Dış İşleri Bakanlığı'nın doğrudan müdahil olmasının oratadan kaldırılıp, bütün bölge okullarının da olduğu gibi, azınlık okullarının da idari açıdan Doğu Makedonya ve Trakya Bölge İdaresi'ne bağlanması bu yasa değişikliğinin en parlak yönü oldu. Ayrıca geçtiğimiz günlerde azınlık okullarının Türkçe müfredatında görev alan öğretmenler ilk defa Sicil Kurulları'na kendi temsilcilerini seçtiler. Ek olarak, azınlık okullarının Türkçe müfredatında görev yapan öğretmenler için de ilk defa olarak okul danışmanları seçildi.

Problem multifaktoriyeldir ve keli-meler sayılı ve az olmalıdır. Ve en ö-nemlisi de doğru çözümle sonuca ula-şılmalıdır. Rutin, katılaşmış fikirler, şüpheler, yarım önlemlere sebep olan korkular ve en önemlisi de önemli si-yasi kararlar için olan isteksizlik prob-lemin başlıca sebepleridir.

Ancak, sol bir iktidar öncekiler gibi değildir ve olmamalıdır. Verilen eğitimin iyileştirilmesi ve tüm çocuklar için eğitim nimetinin gerektiği kadar sağlamlaştırlması ve Azınlık Eğitimi konusunun tüm boyutlarıyla ele alın-ması sol iktidarın görevidir.


Ayhan Karayusuf

Rodop Milletvekili


*Bu yazı 5 Nisan tarihli “Avgi” gazetesinde Yunanca olarak yayınlanmış olup, eğitimci Güner Ahmet tarafından “Barikat” için Türkçe'ye çevrilmiştir.


Barikat, s. 20, 9-4-15

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder