16 Eylül 2016 Cuma

[Online] -BENİMLE LÜTFEN DALGA GEÇER MİSİN? -HAY HAY EFENDİM.



KARAÇALI -2


Tüyler ürpertici ifşaat



“İşte PKK-FETÖ işbirliğinin kanıtı! DBP il binasında Öcalan ve Gülen’in kitapları bulundu”

SABAH gazetesi, 16.9.2016



SABAH eklemeyi unutmuş, biz anımsatalım. Aynı il binasında ayrıca Atatürk’ün “Nutuk”u ile RT Erdoğan’ın “En az dört çocuk yapmanın yatak sırları” başlıklı eseri bulundu.


***


Kıyım Kayyım

Bu AKP bir türlü Türkçeyi öğrenemedi. Kıyım yapıyor, kayyım atadım diyor.


***


Böyle ikiyüzlü yalakalık görülmedi

“15 Temmuz küresel bir terör hareketidir... FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin ilk hedefi Erdoğan’ı ortadan kaldırmaktı. İkinci etap ise Ruya devlet başkanı Putin’i tasfiye etmekti.”
AKP İstanbul milletvekili Metin Külünk’ün Sputnik (Rus) haber ajansına verdiği röportajdan, 14.9.2016.


Böylece 15 Temmuz darbe girişimini engellemekle Erdoğan Putin’i de kurtarmış oldu. Dolayısıyla şimdi Putin “Helal olsun sana o uçak be Erdoğan!” demesin mi? Darbeyi fırsata çevirmek için tezgahladık, ama bu kadarı da biraz çok olmuyor mu?


***


Terör bıçakla kesilir gibi

Ortaya atılan yeni teori aşağı yukarı şu: “FETÖ, tüm terör örgütlerinin anasıdır. PKK’yı da, DHKP-C’yi de, TKPML’i de o doğurmuştur, o kurmuştur. Bu örgütler hep onun emriyle hareket edip terör eylemlerine girişir. FETÖ yoksa, diğerleri de yoktur. FETÖ’cülerin sabotajları yüzünden şimdiye dek PKK’ya karşı savaşta yeterli başarı sağlanamamışıtır. 15 Temmuzdan sonra hükümet OHAL vasıtasıyla FETÖ’nün belini kırdı. Onun için Türkiye’de terör bıçakla kesilir gibi durdu.”


15 Eylül tarihinde Ağrı’daki son terör eyleminden 10 şehit var. Yukarıdaki teori aksamasın diye bu haberi duymazlıktan gelin. Zaten yayın yasağı var.


***

Büyücü Altan kardeşler

10 Eylül günü Çetin Altan’ın oğulları Ahmet ve Mehmet Altan, Türkiye’nin gururu olan iki önemli aydın ve yazar, Erdoğan ve AKP’yi tiranlaştığından beri en etkili eleştirenlerden, 15 Temmuzdan bir gün önce çıktıkları bir televizyon tartışmasındaki sözleri yüzünden göz altına alındılar. Gözaltı süresi 20 Temmuza dek uzatıldı. Zaten herkes Altan kardeşler, ikisinden biri veya ikisi birden, ne zaman içeri tıkılacaklar, niye geç kalındı diye sorup duruyordu.


Altan kardeşler 15 Temmuz darbesi lehinde büyücülük yapmakla suçlanıyor. Savcı daha bilimsel ifade etmiş, “subliminal”, bilinçaltına mesaj demiş. Ama bunun Türkçesi büyü yapmak anlamına gelir. İki kardeş o televizyon yayınında seyircilerin bilinçaltına darbe lehinde mesaj sokuşturmuşlar, yani büyü yapmışlar. Nesnel olarak söyledikleri, “Erdoğan bu yaptıklarıyla darbe şartlarını hazırlıyor”. Bunu işiten seyircilerde, iddiaya göre, darbe lehinde bir kanaat oluşmuş. Daha sonra kardeşleri tutuklama kararı alınırken buna darbe propagandası denilecektir.

Bir gizli tanığın Savcılıkta verdiği ifadesine ulaştık, aynen şöyle:

“O akşam Altan kardeşlerin katıldığı programı seyretmek üzere televizyonun karşısına geçtim. Program öncesi darbe konusunda kendi kendimi şöyle bir sorguladım. Vardığım sonuç, Erdoğan’ı devirmeye yönelik bir askerî darbeye kesinlikle karşı olduğum ve Fethullah Gülen’den nefret ettiğim. Darbe olursa tankların önüne yatacağım, o kadar kararlıyım. Program başladı. Altan kardeşler konuşuyor, Nazlı Ilıcak’ın sorularını yanıtlıyorlar. Konu darbeden açıldı. Altan kardeşler konuşuyor, bir biri konuşuyor, bir öbürü. İçimde bir değişiklik hissetmeye başlıyorum. Sanki bilincim açılmış. Altı, üstü, ortası, üstüste üç çekmece gibi. Alt çekmece bilinçaltıymış, Altan kardeşler konuştukça oraya harıl harıl mesajlar dolmaya başlıyor. A4 kağıtlarına yazılmış mesajlar. Elime alıp okuyorum, bir şey anlamıyorum ama içimde bir şeylerin değiştiğini farkediyorum. Önce ne olduğunu ayıramıyorum. Sonra Fethullah Gülen Hocaefendi’ye karşı bir sempati duygusu kaplıyor beni, bir sevgi, bir saygı ve hayranlık ki sorma. Ne evliya adam bu Fethullah efendi! Acaba Amerika’dan ne zaman dönecek, bu hasretlik artık bitmeli diye düşünüyorum. Bana ne oldu böyle, rüyada mıyım? Televizyon programı bitiyor, ayağa kalkıyorum. İçimde bir hırs, darbe yapmak ve Erdoğan’ı devirmek hırsı. Kendimi tanıyamıyorum. Darbe yapmak ve Erdoğan’ı devirmek, bütün benliğim bu duyguların etkisi altında. Hanıma sesleniyorum, “Çıkar dolaptan şu benim Kalaşnikofu! Çabuk ol!” Hanım şaşkın bir halde, “Adam sana ne oldu böyle? Kalaşnikofu ne yapacaksın?” “Ankara’ya gidiyorum. Darbe yapıp Erdoğan’ı devireceğim!” “Adam sen çıldırdın mı? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Düne kadar Erdoğan hayranı değil miydin sen?” “Hayır! Ben Erdoğan düşmanıyım. Onu devirmeden rahat etmeyeceğim. Hemen getir benim şu Kalaşnikofu!” “Aaa, anladım anladım. Sen cinnet geçiriyorsun. Sana büyü yapmışlar! Yetişin komşular! Cübbeli hocayı çağırın, üzerine okusun. Okusun da büyüleri bozsun!...” Kısa keseyim. Hanımın çığlıkları üzerine mahallenin genç erkekleri yetiştiler. Benim o halimi görünce, kollarımdan ve ayaklarımdan bağlamak zorunda kaldılar. Cübbeli Hoca da gecikmedi. Gelip üzerime saatlerce okudu üfledi. Büyüler çok ağırmış, yerinden tepişmek bilmiyor, bereket bizim hocanın nefesi kuvvetlidir, sonunda büyüleri söküp bozdu ve kurtuldum. İçimde Fethullah Gülen’e karşı yeniden nefret ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı da hayranlık duyguları uyandı. İyileştiğimi anladım. Televizyondaki konuşmalarıyla bilinçaltıma darbe lehinde mesajlar yükleyerek bana büyü yapan Altan kardeşlerdir. Şikayetçiyim.”


İbram Onsunoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder