3 Eylül 2016 Cumartesi

[Online] KOSOVA'DAKİ MİT MUHBİRLERİ ve ENİŞTEMİZ ARİF ERDEM



KAKANIN ŞAKASI - 3


Bir Alman dergisi Almanya'da Türk istihbarat örgütü MİT'in 6 bin muhbir kullandığını yazmış. Soğuk savaş dönemindeki Doğu Alman istihbarat örgütü STAZİ'den bile daha fazla diye ekleyerek. Diğer ülkelerdeki MİT muhbiri sayılarını da yaklaşık olarak sıralayabiliriz: Belçika'da şu kadar, Fransa'da bu kadar, Avusturya'da şu kadar, Kosova'da bu kadar ve Batı Trakya'da yedi...


7 değil canım, yedi bin. Belki de 14 bin. Yani ne demek, Almanya'dan geri mi kalacaktık? Almanya'daki 3 milyon Türkiye kökenli Türk ile Batı Trakya'daki 120 bin Yunanistan kökenli Türk nasıl karşılaştırma konusu olabilir ki diye hiç sormayın. Anlamıyor musunuz, mesele sayı meselesi değil, yürek meselesi. Bizdeki yürek! Kürek değil.

Dolayısıyla 23 Temmuz tarihinde Kipi kapısından Yunanistan'a giriş yapıp ta Batı Trakya'ya sığınan FETÖ'cü Arif Erdem'in burada farkedilmeme konusunda hiçbir şansı yoktu. Batı Trakya'da kaldığı beş gün içinde MİT'in onunla ilgili topladığı raporlar, her on dakikada ortalama yedi rapor, dört beş cilt oluşturur. İskeçe'de Şahin'e karısı ve iki çocuğuyla hangi saatte geldiğinden tutun da, kullandığı arabanın plaka numarasına, köyde kaynata ve kaynanasının onları nasıl karşıladığına, karısı Gülsüm'ün yıllar sonra köyünü görmekten ne kadar sevindiğine ve kocasının "gizlenelim, kimse görmesin" sözlerini dinlemeyerek köyde dolaştığına, ayrıca bütün çocukluk arkadaşlarını ziyarete gittiğine kadar her şey rapor edilmişti. Arif Erdem, Şahin'de kaldıkları üçüncü gün takip edildiklerini farketti ve ailesini alıp oradan uzaklaştı. Raporlar, Erdem ailesinin İskeçe kentinin Dimikritos oteline yerleştiğini, orada iki gün kaldığını, bu süre içinde keşfedilmemek için hiçbirinin salona bile inmediğini yazıyordu. 29 Temmuz akşamleyin saat 9. 17'de Arif Erdem'in kullandığı 34 FG plakalı Mercedes otelden ayrıldı, İskeçe'den çıkıp Kavala yolunu tuttu ve gözden kayboldu. Raporcular, sınır sayılan Mesta Karasu'dan sonra Arif Erdem'i izlemeyi bıraktılar. Her muhbirin son raporu aynı tahmini içeriyordu: Arif Erdem herhalde Selanik'e gitmiş ve orada Amerikan Konsolosluğuna başvurup siyasî iltica talebinde bulunmuştu.    

Fethullahçı Terör Örgütü'nün son sempatizanına kadar, hatta onunla uzaktan yakından herhangi bir ilişkisi olmuş en son kişiye kadar Türkiye'nin siyasî, sosyal ve ekonomik yaşamından kazınması planı ve RT Erdoğan'ın direktifleri çerçevesinde örgütün futbol ayağına da el atıldı. FETÖ'cü oldukları ortaya çıkan şimdilik dört eski Galatasaraylı ve millî futbolcu hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve mal varlıkları müsadereye tabi tutuldu. Bunlardan bir tanesi de Azınlığın eniştesi olduğunu yeni öğrendiğimiz  Arif Erdem. Eniştemizden bir başka şeyi daha öğrendik. FETÖ, Batı Trakya Türk Azınlığı içinde yıllardır südübozuklar arayıp ta bulamadığı için başka bir şeytanî yola başvurmuş. Batıtrakyalılara Türkiye'den FETÖ elemanı damat ve gelinler tezgahlıyor, içimize bu şekilde sızıyormuş. Türkiyeli olup ta Batı Trakya'ya damat veya gelin gelmiş tüm kişiler hakkında yakalama ve mal varlıklarına müsadere-elkoyma kararı çıktı. Arif Erdem'e uygulanan müsadere iki yönden, hem futbolculuğundan hem de Batı Trakya damatlığından.

Gerçi müsadere, kaba bir ortaçağ uygulamasıdır, çağdaş hukukta yeri yoktur ve yasaktır. Ancak Türkiye'deki şartların çağdaş olduğunu kim iddia edebilir ki? Ve hukukun uygulandığını? Ülkede bir darbe girişimi olmuştur. Avrupa'nın neresinde görülmüş darbe? Darbeler artık Afrika'da bile, Latin Amerika'da bile olmuyor. Latin Amerika'nın en çok karışan ülkesi Venezuela'da -halk açlıktan marketleri yağmalıyor- darbe söylentileri karşısında ülkenin cumhurbaşkanı Maduro ne dedi, müstakbel darbecileri nasıl tehdit etti beğenirsiniz: "Ne sandınız? Burası Türkiye mi? Hele bir darbe girişimi olsun. Erdoğan'ın Türkiye'de FETÖ'cü darbecilere yaptıkları, benim yapacaklarımın yanında çocuk oyuncağı kalacaktır!"

Yargısız infazlara girişiyor, onbinlerce yüzbinlerce çalışanı azlederek rakiplerine pogrom uyguluyor, hukuku çiğniyor, diktatörlük kuruyor, idam cezasını geri getirmeye sıcak bakıyor diye Avrupa'nın eleştirdiği Erdoğan'ın yaptıkları, laf aramızda, aslında kızan oyuncağı. Türkiye, hapiste yan gelip yatan darbecileri hazır besleyecek, öyle mi? Olmaz öyle şey. İdam, darbeciler için geri getirilecektir. Şimdi hangi şekli yeğlenecektir, eski geleneksel biçimler mi, kelle uçurmak veya kazığa geçirmek gibi, yoksa Amerikan usulü elektrikli sandalye veya damara zehir zerki gibi metodlar mı, Erdoğan orasına karışmıyor. Ancak muhafazakar ve Osmanlıcı bir iktidardan Amerikancılık beklemeyin, geçmişte en çok ün yapmış idam biçiminin tercih edileceğini öngörebilirsiniz. Meclisten en çok oyu herhalde kazığa geçirme usulü alacaktır. Zaten bize en çok bu yakışır.    

FETÖ'cü ünlü futbolculara gelelim. Bunlardan ikisi, haklarında yakalama kararı verilmezden önce yurtdışına çıkmış oldukları için yakalanamadılar. Biri yakalanıp içeri tıkıldı. Dördüncüsü Arif Erdem, aranmaya başladı, onun da darbeden hemen sonra, yukarıda anlattığımız gibi, Batı Trakya'ya sığındığı öğrenildi. Bu arada zaten FETÖ'cü durumu ağır olan Arif Erdem'in durumunu daha da ağırlaştıran bir gelişme yaşandı. MİT, sosyal mediaya onun bir videosunu servis etti. Arif Erdem orada Fethullah Gülen Hocaefendinin bir şiirini okuyor. Korkunç! İşte bu görüntüden sonra onun idam cezasından kurtulacağına dair son şansını da yitirdiği söyleniyor.  


İbram Onsunoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder