5 Eylül 2016 Pazartesi

[Online] “Müslüman” muhbirler...


Sokakta kimi görsem, herkes aynı şeyi soruyor:
“Ne diyorsun, buradaki FETÖ’cülere de dokunacaklar mı?”
“Kim onlar?”
“Ohoo... Kimler var kimler...”

*
Fethullah Gülen’i –tüm diğer din baronlarını da olduğu gibi– günahım kadar sevmedim, sevmem de mümkün değil...
Lâkin, adına FETÖ dedikleri “örgüt” ile ilgili Türkiye’de başlayan operasyon sonrası oluşan “cadı avı”na, bizim içimizeki bazı “Reis sevdalıları”nın bu denli merak salmış olmaları canımı sıkmıyor da değil...
“Yahu düne kadar kol kola gezmiyor muydunuz?” diye söylenince, kızıyorlar...
Daha dün Gülen’den bahsederken “Feto” dedim diye “Hocaefendi’ye Feto diyemezsin, haddini bil” diye höyküren herifler, bugün sosyal medyada “mücahit” kesilmişler, ana-avrat küfrediyorlar Gülen’e...
Düne kadar cemaatin “pilâvlı”larında baş köşeye oturanlar, bugün aniden FETÖ düşmanı kesilmişler...
*
Azınlık içerisinde “FETÖ’cü” arayan büyük bir kesime ayna tutası geliyor insanın. “Al sana FETÖ’cü” diyerek...
Çünkü birçok herif, düne kadar “pilâvlı”larda diz dize oturduğu insanları “FETÖ’cü” diye fişlemeye başlamış durumda...
Geçenlerde bir dost, FETÖ’cü diye halkın çocuklarını dershanesinden aldığı bir dershanecinin “Vallahi de billahi de biz Fethullahçı değiliz, Nurcuyuz” diye insanlara yakardığını anlatıyordu...
Hani “Gel sana da bir dokunayım da, sonra git köyde anlat derdini” diye biten fıkrada olduğu gibi...
*
İşbu noktada insanın açıkça sorası geliyor:
Evet, Gülenciler kötü, çocukları alıp beyinlerini yıkıyorlar, Türkiye başta olmak üzere el attıkları tüm ülkelerde ve toplumlarda “içeriden” bir “darbe” yapmak için uğraşıyorlar, vesaire.
Peki ya Reis’inizin peşine takıldığı için ses çıkarmadığınız diğer tarikatlar-cemaatler ne yapıyor?
Toplantılarında fen, matematik, astronomi, diyalektik mi tartışıyorlar? Saçma sapan risaleler değil de Descartes, Leibniz, Rousseau, Montesquieu mu okuyorlar?
Birçoğunun zihniyetinin IŞİD zihniyeti olduğunu, fakat ellerinde güç olmadığından pasif kaldığını görmüyor musunuz?
9 aylık bebeye tecavüz ederek öldürenler bu kokuşmuş zihniyetin içinden çıkma yaratıklar değil mi?
*
Yalakalığın ve ispiyonculuğun hiç olmadığı kadar zirve yaptığı memleketimizde/toplumumuzda, “iyi” ve “kötü” tarikat aramak ve ispiyonculuk yapmak yerine, bu kokuşmuşluğu üzerimizden atmak için mücadele etmenin zamanı gelmedi mi?
Tarikat şeyhlerinin, “Reis”lerin, “lider”lerin peşine takılıp “sürü psikolojisi”yle yürüyen kalabalıklar olmaktan çıkıp, toplum olmamızın vakti gelmedi mi?
Ne dersiniz?


Mustafa Çolak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder