20 Eylül 2016 Salı

[Online] 360 DERECE


İnsanlar, daha çok yeni bir şeyler ortaya çıkarabilmenin heyecanını yaşarlar. Ne çare, bize düşünerek yeni bir şeyler buldurmaya fırsat bırakmamışlar ki. Etrafımızı çevreleyen tüm şeyleri insan oğlu bizden önce düşünmüş taşınmış fiiliyata bile koymuş çoktan. Kimileri bulduğumu herkes bilsin de adım dilden dile dolaşsın diye bulduğu şeye adını verdirtmiş; unutmasınlar diye. Kimileri de isminin açıklanmasını istemezcesine geçip gidivermiş dünyadan. Mütevazı görünmek uğruna belki. Kim bilir belki de yeni bir şey bulduğunun farkına bile varamamıştır zavallılar!

Mesela tekerlek. Yük altında ezilip kalmış olan birilerinin sanırım terleyen saçı ve sakalından akan terleri silerken aklına gelmiş olabilir. Hangi dilden söylediğini nerden bileyim? Ama tahmini bir tercüme ile şöyle dediğini sanıyorum. “Dur yahu şu koca taş parçasını önce bir ikiye ayırayım. Sonrası mı? Ortalarını da bir güzel deleyim. Daha sonra da aha şu ağacın iki kıyısını az bir çentip birini birisine diğerini de öbür taşın açtığım oyuğun ortasına sokayım bakalım ne olacak” demiş olmalı. Bir oturuşta bir koyunu yiyebilen delikanlıya vız gelen şey bu. “Daha olmazsa bizim hanım da yardım eder” demiş de olabilir. Orası mühim değil... Düşündüklerini yapmış yapmasına da lakin taşlar dört köşe olunca lök gibi oturup kalmasınlar mı! Taşları kıpırdatmak ne mümkün. Kendinin anlayacağı dilden ıslıkla tutturmuş bir hava ki kafası biraz çalışsın, çalışsın ki aklına bir şeyler daha gelebilsin! Öyle ya çağırmış oğullarını “Önce şu kazığı çıkarın taşları yere yatırın önce şu köşelerinden yontun köşeleri iyice kayboluncaya değin ama hoyratça vura kıra değil de ince vuruşlar halinde yapın, sonra en ufak bir defonuzda tüm emeklerim boşa gider karışmam haa” diye de bir zılgıt çekmiştir sanırım. Ne ise canım, lafı uzatmıyayım. Bir hayli yuvarlaklaşmış taş. Haydi tekrar ağaçların uçlarını da geçirmişler mi taşın ortalarına. Tek hayırlı hataları şu olmuş bu uğraşılarını bayırımsı bir yerde yaptıklarından yavaş yavaş kaymaya başlamasın mı o ne idigü belirsiz koca koca yuvarlaklar; tut tutabilirsen, sen kay kay nereye kadar sonradan meşhur olan agora meydanının ortalarındaki bir yere kadar. Bereket versin ağaç parçalarının taşın dışında kalan kısımlarına pim yerini tutsun diye taşlar sıkırtırmış olmamalarına rağmen çıkmadan mükemmel bir şekilde döne döne. Sonra gelsin maşrapa maşrapa şaraplar, Türkçesi tekerlek denilen kelime fırlayıvermiş reisin ağzından. O gün bugündür Türkçesi tekerlek olan kelimeyi söyleyip durmuşlar.
Adamlar akıllı kardeşim, hiçbirisi tutup da gelin adını değiştirelim diyen de olmamış, az biraz da şöyle diyelim diyen de çıkmamış içlerinden, adamların daha bir dolu işleri varken ne için uğraşsınlar boş işlerle yahu! Galiba medeniyet de böylece başlamış. Elin oğlu taş teker zor oluyor diye dönüvermiş ağaçtan yapmış daha sonra çok sağlam olsun diye demirden yapmış tekeri çok ses çıkardığını görünce de lastik papuçlar geçirmiş tekerleklere, olmamış muhafazaya aldıkları balon lastikleride geçirince o tekerlere, ohh gerisi kolay ister insan çeksin, ister atlar çeksin daha olmadı koy önüne motoru tut tutabilirsen. Akıllı adamlar hiç birisi de öküz arabasına motor takmayı düşünmemişler. 
Nereden nereye, sen gücünün yetmediği ağırlığı bir yerden bir yere götürmek için bulduğun nesneyi tut üstüne bin karda yağmurda ıslanmayayım güneşte kavrulup kalmayayım diye üstünü de kapat dedelerimizin bile üç günde gidebildiği yere bir saat içinde git otur. Yanına da dünyalar kadar öteberiyi de al yanında götür. Saflıklarına bakın yahu bir günden bir güne de arabamı çalan olur mu diye düşünme yok, kapıp kaçan yok, efendiden hatta resmi gayriresmi hırsız yok. Afedersiniz ben tüm dünyayı bizim dünyamız gibi düşünmüşüm? Tabii canım haksızlık etmeyeyim. Adamların işi gücü yok da eşini dostunu memleketini ülkesini soymayı mı düşünsün yani.
İkinci bir husus da “360 derece” lafı var ya, galiba tekerleği buldukları zaman esinlenmiş olabilirler. Böl yarıya 180 onu da böl yarıya eder mi sana 90. Sağa dön 90 sola dön 90 geriye dön 180. Sonra siyasiler demişler ki haydi bir daha geriye dön aaa bir de bakmışlar aynı yere varmamışlar mı? Varsın dönek desinler ne çıkar sanki! İşte sana “360 derece”.
Dünya usanmadan hâlâ alabildiğine döndüğüne göre her gün bir 360 derece. O dönsün de biz bu dünyaya kazık çakmaya mı geldik yani? Elinde ise çak kazığını da görelim. Ben bunu biliyorum da aranızda bilmeyen var ise demeye getireceğim lafı.
Şöyleler böyleler ama hiç kimse de burnundan kıl aldırmak istemez. Herkes kendine göre saf, temiz sanki zemzemle yıkanmış gibidirler. İnşaallah da öyledir. Herkes kendini öyle bildiğine göre kötü kalanlar herhalde bizler oluyoruz. Kimbilir belki de en başta ben varımdır?


Zafer Memet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder