15 Eylül 2016 Perşembe

[Online] Milli Devlet Devrimi


Fettullahçı Terör Örgütü olarak adlandırılan örgütün darbe girişiminden sonra kamu çalışanlarının işten çıkarılma operasyonları ve üzerlerine yapışan tehtidlerle beraber bastırma politikası devam ederken; son zamanlarda belli başlı gazetelerin belli başlı köşe yazılarının bunu “darbe girişiminden sonra gerçekleşen AKP darbesi” olarak değerlendirmeleri halk nezninde de karşılık buldu. Ama halk yine “kelimeleri” esgeçiyor efenim!

Peki Devrim mi? Darbe mi?
Kahvehane ağzıyla dile ve kaleme getirmek daha doğru olur bu konuları. Ki bu konuların en çok kahvehanelerde çayını içen beyamcaları ilgilendirdiğinin de farkında olmalı.
On binlerce kamu personelinin “darbe soruşturması” gerekçe gösterilerek açığa alınması… Ardından 1 Eylül gece yarısında çıkarılan KHK ile Anayasanın ve Uluslararası hukuk kurallarına karşı gelerek elli bini geçik kamu emekçisinin ihraç edilişi…
“İhbarcılık” (muhbirlik) uygulamasının desteğiyle FETÖ yapılanmasıyla tamamen zıt görüşlü – darbe karşıtı devlet personellerinin başı da isteyerek ya da istemeyerek yakıldı ve yakılmaya devam ediliyor.
Devletin denetimi ve desteğiyle hayatta olan gazeteyle ve bankayla bağlılıkları olan bireylerin tamamının da terörist durumuna düşmesi vicdan dışı bir durumdur. Bu paragraftaki cümlelerimi o kadar gönül rahatlıyla kuruyorum ki; ben yaşadığım apartmanın kapısına bırakılan Zaman gazetelerinin içine her sabah hiç üşenmeden 05.30 saatlerinde teker teker tükürürdüm.  Zaman gazetesi ve onu yayına sokan örgüt yazarlarının tamamen neye hizmet ettiklerinin her zaman farkındaydım. Gazetelerine tükürdüğüm komşuların şimdilerde iktidar destekçisi olduğunu görmem; onların sadece abonelerinin de korkudan olduklarını gösteriyor. İşini, aşını kaybedecek diye itaat edenler ne kadar acizdir ve bırakın bu insanları terörist ilan etmeyi, insan vasfını sunmak dahi vicdan sızlatır. Kendinde değillerdir, gariptirler ve altlarında jipler vardır.
Şimdi hiciv mi yaptım, yoksa neyin avangartlığındayım? Bunu kendime de soracağım; söz!
Milli değerlerle inşa edilen Yeni Türkiye ve bu inşaayı gerçekleştiren bireyler ve arkasında duran kitle. İktidarın ve iktidar liderlerinin “din dışında bir milli değeri kamuoyu nezninde konu edindiği hiç görüldü mü?” Din bir milli değer olabilir mi?
Ben Kuran-ı Kerim’de hiçbir milletin üstün ya da aşağı kılındığını okumadım. Öyle ki Yaradanın yasaları “bir milleti göz önüne alacak kadar” değersiz değildir. İslam dinini “milli değer olarak sunmak”, binlerce yıllık tarihi olan Türk milletine sonra İslamiyet’in kendisine hakarettir neznimde. Ve İslamiyet’in nezninde de milliyetçilik değil ümmetçilik kabul görür. Peki AKP tabanı ve seçmenleri bu durumu nasıl karşılıyor-karşılayacaktır.
Kesinlikle ama kesinlikle olumlu karşılıyor ve karşılayacaktır.
Çünkü bilinenin ve bize öğretilenlerin aksine AKP seçemeninin büyük bir çoğunluğu “muhafazakar-İslamcı” değildir. Çünkü ülkede o kadar dini bütün insan da yoktur. Bunun farkında olan sistem, kesinlikle ama kesinlikle yolundan hiç sapmadan devam etmektedir; bir nebze tökezleme durumu söz konusu bile değildir.
Gerçekten gerçekleşebilecek bir milli anlayış, sonradan gerçekleşecek törpülemelerden sonra, “halkçı, emperyalizm karşıtı ve tarihi değerlerine saygılı” bir kimlik ile terbiye edilirse devlet yararına olabilir.
Darbe varolan düzenin tehtidlerden korunması için ya da varolan düzende gerçekleşen bozulamaların tamir edilmesi için yapıldığı iddia edilen, devlet yönetimi boyutunda müdahalelerdir. Peki şu an devlet yönetiminin gerçekleştirdiği değişiklikler darbe midir? İktidar demiyorum; dikkat!!! Çünkü, muhaliflerin iktidarın en zor zamanlarında yanında olmaları, sırtını sıvazlamaları iktidarın tüm devlet yönetimini tek başına yanına aldığının göstergesidir.
Halkın çoğunluğunun ölümü pahasına desteklediği bir yönetimin, sonuna kadar her şeyi; savaşı bile göze alarak yaptığı kökten değişimler yine halkın büyük çoğunluğundan destek görüp ve azınlığın da büyük çoğunluğunun buna biat etmesi – sessiz kalmasıyla kurulan yeni sistem “Darbe ile değil Devrim ile izah edilir”. Akp iktidarından önce başlayan Devrim kalkışması-savaşı Akp iktidarında sonuca ulaşmıştır. Devrim gerçekleşmiştir.


Ömer Harmankal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder