5 Ekim 2016 Çarşamba

[Online] Aydınlanma


Aydınlanma, ünlü filozof  Immanuel  Kant’ın ifade ettiği gibi insanın kendi hatası yüzünden düşmüş olduğu kendi kendine yetememe, kendi başına karar verememe  durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır.


“Aklını kendin kullanmak cesaretini göster!” sözü şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır. Doğa, insanları yabancı bir yönlendirilmeye bağlı kalmaktan çoktan kurtarmış olmasına karşın, tembellik ve korkaklık nedeniyledir ki, insanların çoğu bütün yaşamları boyunca kendi rızalarıyla erginleşmemiş olarak kalırlar, ve aynı nedenlerledir ki bu insanların başına gözetici ya da yönetici olarak gelmek başkaları için de çok kolay olmaktadır. Ergin olmama durumu çok rahattır çünkü.

Benim yerime düşünen bir kitabım, vicdanımın yerini tutan bir din adamım, perhizim ile ilgilenerek sağlığım için karar veren bir doktorum oldu mu, zahmete katlanmama hiç gerek kalmaz artık.

“Para harcayabildiğim sürece düşünüp düşünmemem de pek o kadar önemli değildir; bu sıkıcı ve yorucu işten başkaları beni kurtaracaktır çünkü.” Başkalarının denetim ve yönetim işlerini lütfen üzerlerine almış bulunan gözeticiler  insanların çoğunun, ergin olmaya doğru bir adım atmayı sıkıntılı ve hatta tehlikeli bulmaları için, gerekeni yapmaktan geri kalmazlar.

Önlerine kattıkları hayvanlarını önce sersemleştirip aptallaştırdıktan sonra, bu sessiz yaratıkların kapatıldıkları yerden dışarıya çıkmalarını kesinlikle yasaklarlar; sonra da onlara, kendi kendilerine yürümeye kalkışırlarsa başlarına ne gibi tehlikelerin geleceğini bir bir gösterirler.

Oysa onların kendi başlarına hareket etmelerinden doğabilecek böyle bir tehlike gerçekten büyük sayılmaz; çünkü bir kaç düşüşten sonra bunu göze alanlar sonunda yürümeyi öğreneceklerdir, ne var ki bu türden bir örnek insanı ürkütüverir ve bundan böyle de yeni denemelere kalkışmaktan alıkoyar.

Hatta insan bu duruma seve seve katlanmış ve onu sevmiştir bile; işte bu yüzden o, kendi aklını kullanma bakımından gerçekten de yetersizdir; çünkü onun böyle bir deneyi gerçekleştirmesine asla izin verilmemiştir, o aklını kullanmayı denemeye hiç bir zaman bırakılmamıştır.

Aydınlanma en başta, iktidarların, siyasi otoritenin, engellemek ve dahi dibine kazmayı vurmak istediği (ki çoğu zaman vurduğu) her bireyin hakkı olan gün ışığıdır.

Kimin hangi haksızlığı yaptığını kimin bilerek veya bilmeyerek yanlış işler peşinde olduğunu bilmek ve ona göre davranmak icap eder. İşte siyasi otorite, bu noktada kendi eliyle iktidar gücünü kullanarak yediği haltları gizlemek, kalıntıları yok etmek için "aydınlanma"yı engeller.

Engellemelidir ki; insanlar bilmeden, anlamadan tekrar iktidar gücünü kullanmak için o insanlara oy vermeye devam etsinler. Devletin bazı icraatlarının açıklanmaması doğrudur. Ancak sürekli kaynakları sömürmek aşağılık bir davranış olduğundan bunun ortaya çıkması gerekir. Yolsuzluktan, rüşvete, siyaset ve ticaret ilişkilerine, basın-yayın meselelerine kadar uzanır bu engelleme işi. Bu yüzden kolay kolay kimse mevcut siyasi otoritenin zor duruma düşeceği bir gerçeği açıklamaya yanaşmaz. Basın bile bu önemli görevini yapmaktan kaçınır, araya para ilişkileri girer ve toplumun doğru bilgileri öğrenmesi engellenir.

Ancak yine de bütün bunları bilen, söyleyen, dile getirenler vardır kıyıda köşede. Onları bulup dinlemek lazımdır, bu büyük "aydınlanmayı engelleme" ve "aydınlanmışı etkisiz kılma" hırsına rağmen, "işte doğrular, gerçekler" diyerek.


Zafer Memet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder