29 Ekim 2016 Cumartesi

[Online] Azınlık basın tarihiyle ilgili -şundan bundan birkaç bilgi



TARİHTEN BİR YAPRAK -2


Kütüphanemin bir köşesinde unutulmuş bir klasör elime geçti. İçine 1970'li ve 80'li yıllardan topladığım çeşitli belgeleri ve azınlık basınında çıkmış bazı yazılarımı koymuşum. Onları karıştırıyorum şimdi. Bunlardan bazıları (30-40 yıl sonra yeniden) yayımlanırsa iyi olacak diye düşündüm. TARİHTEN BİR YAPRAK başlığı böylece ortaya çıktı.

Aşağıya aldığım iki hiciv yazısı, Mart 1976 tarihinde "İleri" gazetesinde çıkmış olmalı. Bir not düşmüşüm, "Bu metin (Selanik'ten) 14.3.1976 tarihinde "İleri"ye postayla gönderildi" diye.

1976'larda Azınlıkta, ve yalnızca Gümülcine'de, İskeçe'de yok, haftalık üç gazete çıkmaktadır: Akın, Azınlık Postası ve Sebat. Dördüncüsü "İleri", Halil Haki tarafından yeni çıkarılmaya başlamıştır. "İleri", korkunç olanaksızlıklar içinde boğuşmaktadır. Ben yeni gazeteye elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum, orada yalnızca yazı yazarak değil.

Haki'nin gazete çıkarmak girişimleri ta cunta döneminden başlar. O zaman İsmail Rodoplu ile birlikte hareket etmektedirler ve aralarından su sızmıyordu. 1971-72 yılları olmalı, bu ikili aralarında gazete konusunu tartışmışlar, karar vermişler ve başka katılımcılar arıyorlar, yazı yazacak kişiler ve bir de sermaye koyacak kişiler. Sermaye dediğin nedir ki, ama ikili tam takır ve işsizdir. Ben Selanik'te öğrenciyim, konuyu bana da açtılar ve girişime davet ettiler. Sermaye koyacak sanırım Narlıköy'den bir soydaşı bulmuşlar. Dört kişi birkaç kez bir araya geldik ve aramızda konuştuk. Cunta müsaade eder mi sorusuna takıldık. Zira o zamanlar gazete çıkarmak yönetimin müsaadesine bağlı. İlgili yoklamalar yapılmış, yönetim galiba ikiliyi suya salmış. Bu iş o zaman yürümedi. Gümülcine'de olmadığım için gelişmeleri yakından izleyemedim. Haki ile Rodoplu birbirleriyle yakın olmaya devam ediyorlar ve ortaklaşa bir "istida bürosu" açıyorlar, hep bir gazete çıkarmanın hayalini kurarak.

Haki, itiraf ettiği gibi, memlekete dönünce gazete çıkarmayı ve yazar olmayı Konya İmam-Hatip'teki öğrencilik yıllarından beri hayal etmektedir. Nitekim "Akın" ve "Azınlık Postası"nda sürekli yazmaktadır. Ama onun hedefi kendi gazetesini çıkarmaktır. Rodoplu o kadar hırslı değildir, ama onun da gazetecilikle ilişkisi vardır. Mısır'da öğrencilik yıllarında, Nasır dönemi, Kahire Radyosunda Türkçe haberlerin spikerliğini yapmıştır.

1974 yazında cunta düşer. Artık gazete çıkarmak izne bağlı değildir. Haki, hırslı ve hızlı, derhal hayalindeki gazeteyi çıkarmak ister. Rodoplu, üşencidir, dur bakalım der, acele etmiyelim, ıvırır kıvırır. Haki'nin tepesi atar ve teksir makinasıyla "İleri"nin tek yapraklı olarak ilk sayısını tek başına çıkarır ve dağıtımını da, beyanname dağıtır usulü, kendisi üstlenir. "İleri" gazetesi yarım yüzyıla yakın sürecek olan düzenli yayın hayatına böyle başladı.

Ben "İleri"ye daha ilk gününden destek verdim, orada 1983 yılına dek sürekli yazdım. 1983'lerden sonra bir kez daha yazmadım, aramızdan kara kedi geçmişti, yeri gelirse anlatırım. Haki, eli kalem tutan arkadaşları "İleri"de yazmaya teşvik ediyor ve bu konuda demokratik davranıyordu, öbür azınlık basınının sansürcü geleneğinin tersine.
Ama bu arada yıllardır birlikte gazete çıkarmak hayali kuran iki dostun araları açılmıştır. Haki ile Rodoplu "İleri"nin ilk sayısından beri kavgalıdır ve hâlâ barışmamışlardır. Azınlıktaki sülaleler ve kişiler arasındaki tarihî husumetler dizisine (Osman Nuri ile Hamdi Bey, Galip sülalesi ile Hatipoğlu sülalesi, Hasan Hatipoğlu ile Hafız Yaşar) son bir halka olarak Rodoplu ile Haki eklendi.

"İleri" çıktıktan sonra Rodoplu da Hafız Yaşar'ın "Sebat"ına geçti. 1974 seçimlerinde Hafız Yaşar milletvekili seçilmiştir, gazeteyle uğraşacak ne merağı ne de zamanı vardır. Gümülcine'ye yerleşmiş Türkiyeli kaçak Hüsnü Yusuf'un ölümünden sonra "Sebat" zaten şunda bunda çıkmaktadır. Rodoplu, Hafız Yaşar'ın bürosunda sekreter gibi çalışmaya alındıktan sonra "Sebat"ı da yeniden canlandırmayı üstlendi. Olmadı. Daha sonra kendi gazetesi "Gerçek"i çıkardı.

Dip notu: "İleri"nin çıkışında Koca Kapı'nın parmağı yoktu. Ama Haki'nin bunu kabul etmeyişinden değil. "Gerçek", Koca Kapı'nın parmağıyla çıkmıştır.


İbram Onsunoğlu



TÜRLÜ ÇEŞİTLİ
AŞURE TATLISI


(14.3.1976 tarihinde "İleri"ye postayla gönderildi.)


Bokluca'da uçak gemisi batırmak

Panhellenik Sosyalist Hareket lideri Andreas Papandreu, Yugoslavya ziyarteti sırasında sık sık "Türklere bir karış toprak vermeyeceğiz" diye tekrarlayıp durdu (Gazeteler). Arkasını biz getirelim: "Ne adaları, ne Trakya'yı, ne Saloniki'yi, ne Atina'yı." Çünkü arada kulağımıza kadar geliyor: Türkiye'de sarı çizmeli Memed Ağa, "Ege adaları bizim olmalıdır. Batı Trakya'yı almalıyız. Selanik'e dalmalıyız. Atina'ya ineriz." diyormuş. Yunanistan'da ise sarı çizmeli Yorgo Çorbacıları bir yana bırakarak, Andreas Papandreu'nun kendi partisinin resmî yayın organı "Eksormisi"den (tarih 8.3.1975, sayı 18) kara çizmeli Thales Milonas Çorbacının yazısını özetleyelim: "Patrikhane Vatikan ayarında otonom olmalıdır. Doğu Trakya'yı almalıyız. Boğazlar'a dalmalıyız. Türkiye'yi Ankara'ya iteriz."


[Son zamanlarda sokak başlarında hayaletler gibi hortlamaya başlayan resmen kara -ve de "mavi"- çizmeli çorbacılardan birinin sayıklamalarından da sırf ansiklopedik bilgi için bir örnek: "Yunanlıların Kıralı Altıparmak 13. Konstantin Kristiyanos -Gliksburg demek istiyor- kitaplarda yazılı olduğu ve ayoslara malum olduğu üzere Kıbrıs'ın ve İstanbul'un kurtarıcısı geliyor! Bizans devletinin kırallık tacını giyecek." (Kuzey Yunanistan Ulusal Kıralcı Kanadı yayın organı. Tarih 1.8.1975, sayı 4.) Bizans tacı yahut Osmanlı kavuğu; mesele ikisinin arasındaki benzerlikleri bulabilmekte. İyon Dragumis'in fikriydi.]


Şimdi Pantürkist Sosyalist Hareket Partisi başkanı da şunu demiş olsun (Böyle bir parti yok ya. Olsa da demez ya. Bir tek kara çizmeli Türkeş'in Millî Hareketi ne der bilmem.): "Yunanlılara bir karış toprak vermeyeceğiz. Ne Aya Sofya'yı, ne Doğu Trakya'yı, ne İstanbul'u, ne de Ankara'yı."


Buna, Bokluca'da uçak gemisi batırmak derler işte. Bokluca'da uçak gemisi ne gezer, ama sarı -ve de yeşil- çizmeli Andreas Papandreu, kendi beyninin Bokluca'sında basbayağı boğuluyor işte.


 Komotini belediyesinin sorunları


ERT televizyonunda bundan iki ay önce başlayan "Her Öğleüstü" adlı bir saat bir çeyreklik öğleüstü eğlence programında, öbürleri yanında her gün bir belediye başkanıyla o anda doğrudan telefonla irtibat kurularak "canlı" röportaj yapılıyor ve o kentin belediye sorunlarıyla ilgili sorular soruluyor. Böylece belediye başkanları da kentlerinin sorunlarını televizyon aracılığıyla bütün yurda bizzat duyurma fırsatı buluyorlar. Geçen gün tüm Yunanistan, belediye başkanı Stoyanidis'in ağzından kentimizin belediye sorunlarıyla ilgili olarak şunları öğrendi:


Spiker: Sayın Stoyanidis, Komotini belediyesinden ne haber? Nasılsınız? Belediyede bugünkü göreviniz sırasında önemli bir olay oldu mu?
Stoyan.: Atina'dakilere söyleyin, yirmi yıldır biz burada millî şahlanış içindeyiz.
Spiker: Sayın başkan. Komotini belediyesinn başlıca sorunları nelerdir, anlatır mısınız?
Stoyan.: Biz millî şahlanış içindeyiz.

Spiker: Peki. Belediyenizde geçen ay cereyan eden en önemli olayı söyler misiniz?
Stoyan.: Biz millî şahlanış içindeyiz. Atina'ya bunları duyurunuz, yeter.
......


...Ve diyalog böyle devam ederken, eğlence programı da programın adına ve amacına uygun olarak seyircileri güldürüp eğlendirmeye devam etti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder