27 Kasım 2016 Pazar

[Online] “Emanet”ler, “misafir”ler ve “küfürbaz”lar



Çipras ziyareti sonrası sosyal medyada yazılanlara bakınca öfkelenmemek mümkün değil...

Yok; Çipras’ın “Yabancı makamların Yunan vatandaşları üzerinden oyun oynamasına izin vermeyeceğim” sözlerine alınan ve ortalığı velveleye veren “Koca Kapı Muhafızları”ndan bahsetmiyorum...

Ne de Çipras’ın “yenilmez-yutulmaz” zırvalıklarını savunanlardan...

Benim canımı sıkan, “iyi niyetli” eleştiri yapmak isterken, ettiği gafın farkında olmayanlar...

*

Bunlardan bir tanesi, “Biz azınlık olarak Yunanistan’a emanet edildik”, yazmış...

Nedir emanet?

Türk Dil Kurumu’ndan aktarıyorum:

“Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alan kişice korunması gereken eşya, kimse vb.”

Yâni şair burada ne demiş oluyor?

Biz zaten Yunanistan’a geçici olarak bırakıldık; zamanı gelince bizi bırakanlar (Reis?) gelip bizi geri alacak. O halde Yunanistan’a düşen, bizi iyi koruması, emanete hıyanet etmemesi...

*

Bir de bu “gerizekâlı tezi”ne, bir karşı “gerizekâlı tezi” var ki, o da şöyle:

“Sizler, sizi misafir eden ülkeye başkaldırıyorsunuz”.

Yâni: Sizler burada misafirsiniz, misafirler de gelir bir süre kalır, sonra sittir olup giderler. 

*

Sonra bunlara küfrettin mi, “Sen zaten küfürbazsın, senin fikrinde olmayanlara küfretmekten başka bir şey beceremezsin” diye çıkışıyorlar.

Gel de küfretme!

*

Azınlık içerisinde bazıları, artık bir tercih yapmalı:

Yunanistan vatandaşı ve dolayısıyla her vatandaş gibi eşit hakları olan (artı, azınlık hakları olan) bir topluluk mu olmak istiyoruz; yoksa “ilahî bir güç” tarafından Yunanistan’a geçici olarak bırakılmış, zamanı gelince geri alınacak bir emanet olarak mı?

Cevap eğer birincisiyse, kullandığımız dile/sözcüklere dikkat etmeliyiz...

Yok, eğer cevap ikincisiyse, beklemeye devam edelim. Mesih’in gelmesine az kaldı...

***



Dipnot: “Küfür” eleştirilerine gelince: Büyük usta Can Yücel, “Küfür işçi sınıfının ağzında bir karanfildir; burjuvaların ağzında ise lağımdır” diyordu. Eşşek seviciliğinden “hacı”lığa terfi etmiş olan ve benim yazdıklarımı okuyarak “ahlâkının bozulduğunu” düşünenlerin, yazılarımı okumamaları yeterli.


Mustafa Çolak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder