2 Kasım 2016 Çarşamba

[Online] ‘ÖZÜ’ GEÇMİŞLERDEN MİSİNİZ?



Kubrick filmlerindeki gibi oldu hayatımız... Yaşadığımız gerçek hayat bir yanda, diğer yanda kafamızda yaşadığımız hayal dünyamız, fantazyalarımız.

İç dünyamızın dışa yansımasıdır aslında Stanley Kubrick'in yıllar önce anlatmaya calıştıkları. Rahmetli (!) pek bi ileri görüşlüymüş bu konuda. Biz gafiller için çok karmaşık gibi olan bu hayatı olabildiğince basit olarak görmüş ve anlatmıştır oysa. Belki de bizim kabul edemediğimiz, ya da
etmek istemediğimiz gerçekleri gördüğü içindir bizi bu kadar etkileyen.

Malum; burası dünya... biz buraya zalimliğe geldik zaten... evet, haklıydı; zalimliğe geldik gelmesine de bunu bi tek kendimizin bildiğini zannederiz çoğu zaman. Ama bunu birisi bize anlatırsa işin rengi o zaman değişiyor. İki
kişiden fazlasının bildiği şey sır olmaktan çıkar derler, sır çözülüyor ve Pandora’nın kutusu açılıyor. İçinden iyi şeylerin çıkmayacağı kesin zira geçmişte de çıkmamıştır. Kendisi iyi niyetli bir arkadaş olmadığından insanoğluna hazırladığı bu tip küçük sürprizlerle "maytap geçmektedir".

İnsanoğlu zalim midir gerçekten? 

Kendine, evet! Peki ya çevresine? 

Çevresine daha fazla zalimdir oysa ama kim farkında ki bu zulmün? En basitinden keyif aracı olarak gordüğümüz, içtiğimiz sigaranın çocuğumuza verdiği zararı görmeyip de ona yasakladığımız katkı maddeli, kimyasal renklendiricili gıdalar gibidir hayatımız. 

Çocukluğumuzda seyrettiğimiz Pazar filmlerindeki gibi kahraman (!) kovboylar, kötü(!) kızılderilileri tek tek öldürür ve sonunda hak ettikleri (!)
toprakları ele geçirirler. Adalet yerini bulur ve biz de huzuru...

Huzuru bulduk mu? Bulduk tabii. Hepimiz huzurluyuz ve gayet mutluyuz bu dayatılma hayatımızdan. İçtiğimiz Coca Cola gazımızı alıyor nasıl olsa.

Hayat aslında bir özgeçmiş oluşturma çabasından ibaretmiş. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Nerde doğduğunuzun kim olduğunuzun bir önemi yok. Sadece önemli olan bir hayatın dolgusu yapabilecek taşları yerine nasıl koyduğunuzdur. Yapamadınız mı, gerisi değersiz, silik ve kaybolmuş bir
hikayeden ibaret. 

Her hayat hikayeden ibaret derler ya, dünyanın yalan olması da buradan gelir sanırım. Dünya hikaye yaşamlara ev sahipliği yaparken, gerçek dünya olacak hali yok. O yüzden dünya da hikayeden bir dünya, başka bir şey değil. 

Bu dünyada sıradan insan olmak tek başına yeterli değil. Çünkü sizden milyarlarca var. İçini doldurmalısınız. Prestijiniz, itibarınız olmalı. Mevcut yeteneklerinizle bir yere varamazsınız. Sıradan bir iş, sıradan bir eş, sıradan
bir gelir insan olmaya yeterli değil. Fark edilmek istiyorsanız bütün sıradanlığınızı bir kenara bırakmalısınız. Yani etrafınızdaki onlarca, yüzlerce insandan farklı olmalısınız ki fark edilesiniz. Hayat başkalarının dikkatini çekebilme çabasıdır. Hayat başkalarının ilgisini üzerinize toplamaktır.
Aslında dış görünüşten başka bir şey olmadığınızın ispatıdır. Erdemli olmanız bir şeyi değiştirmez. Akıllı olmanız insanlara göstermedikçe bir fayda sağlayamaz. Sevgi dolu olmanız da bir şey ifade etmez ama bunları gösterebilirseniz, o zaman yol aldınız demektir.

Hayat yeri geldiğinde bir kompleksin altına sığınan insan psikolojisinin arenasıdır. Farklılık ihtiyacınızı bir rahatsızlığınız oluşturur. Çok korkaksınızdır belki ya da çirkin ya da kendinizi yeterince akıllı bulmuyorsunuzdur. Aman öyleyse gayret edin zaaflarınızın getirdiği motivasyonu yakalayın ve farklı olmaya adım atın. Bunu başardığınızda önceden hareketlerinizi eleştiren çevreniz şimdi sizi farklı ilan edecek tüm ayıplarınız kusurlarınız bir kenara itilecektir. Sıradanken yaptığınız her iş kınanırken farklılaştığınızda artık takdir örnek alınacaksınız. Özetle insanlık kendi gibi olanları dışlayacak bu dışlanma neticesinde sizi uçlara sevk edecektir. Siz bir kez uca vardınız mı artık onların arasından gelmiş sayılmazsınız. Siz artık zamane insanlığının ürettiği kutup yıldızlarısınızdır.

Bu aşamadan sonra seçilmiş kişi olarak hayatınızın kalanını
sürdürebilirsiniz. Yaşamla mücadelenizde ne kadar ezikseniz ya o kadar ön plana çıkarsınız ya da aksine hareketsizliğe sürüklenip sıradanlaşırsınız. Çünkü doğa ile yaşam ile mücadeleyi tüm insanlık veriyor. Bu mücadelede farklı olmayı başarabildiniz mi, sorun çözülmüştür sizin için. Çünkü nasıl olsa bu insanlık sizi baş tacı yapacaktır.

Başta da belirttiğimiz gibi hayat bir özgeçmiş oluşturma çabasından ibaret. Günümüzde başka bir şey değil. Bu insanlık artık kendinden nefret ediyor ki kendine benzeyenleri kabul edemez olmuş. Ama sayıları da hiç az değil; mücadele imkanı var ama sonuç almak çok zor. Durum bundan ibaret olunca yapılacak tek şey seçilmişleri (sorunluları) kendine örnek almak. Yani kendinden aşağı seviyede olanları yükseltip onlara uymak.

Hayatın içerisinden yavaş yavaş “öz”geçmişler kaybolunca, hayat artık “özü”geçmişlerin sahnesi olmaya başladı. Sizde durum nedir?


Zafer MEMET

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder