15 Kasım 2016 Salı

[Online] Yirmi sekiz...



Geçende bir dostum, “Sen bu dünyada hep birileri için bir şeyler yapmak istedin, yaptın; kendin için hiçbir şey yapmadın, yapmaya çabalamadın” diyordu... 



Bu vesileyle kendime bir 28. yaşgünü şiiri yazmak istedim; ömrümün geride kalan 28 yılı için...

Öyle ya, koskoca 28 sene!

İçinde binlerce kitap, büyük aşklar, tutkulu sevişmeler, bol miktarda rakı, sayısız yürüyüş, tonlarca biber gazı, cop izleri, seçim afişleri, sırtından vurulmalar, hayal kırıklıkları, uyku hapları, savruluşlar, yitirilmiş dostluklar, yitmiş dostlar... ve yalnızlıklar dolu 28 sene!

Nâzım Hikmet’in o dizeleri çınlıyor kulağımda: “Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği / elimi sıkarken sapladığı bıçak. / Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman. / Geçtim putların ormanından / baltalayarak / ne de kolay yıkılıyorlardı. / Yeniden mihenge vurdum inandığım şeyleri, / çoğu katıksız çıktı, çok şükür. / Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı, / ne böylesine hür.”

İnsan yaşadıkça bilgeleşiyor, okudukça aydınlanıyor, mücadele ettikçe güzelleşiyor...

Ben bunu görerek yoğunlaştım yaşama; bir ozan çırağı namzeti, iyi bir devrim neferi ve katıksız aşklar denizinin korsanı olabilmek için yaşadım.

Bugün, geriye dönüp baktığımda, “Bugün dünyaya gelsen, yine aynısını yapar mıydın?” sorusuna, gönül rahatlığıyla “Kesinlikle, evet!” cevabını veriyorum.

Radyoda bir türkü: “Eğilmez başın gibi, gökler bulutlu efem! / Dağlar yoldaşın gibi, sana ne mutlu efem!”

Bugün benim ömrümün 28 yılı geride kalırken, dünya, gitgide kötü bir yer olmaya devam ediyor: Ortadoğu’da insanlar ölüyor; yanıbaşımızda, Türkiye’de yoldaşlarım tutuklanıyor; birçok ülkede faşist hareketler büyüyor; ABD’de nice nükleer silâh cinsiyetçi, ırkçı bir manyağın eline geçiyor...

Ama ben umutluyum, yine de. Yeniden yeşerecek toprak, yeniden sokaklara çıkacak çocuklar, yeniden yürüyeceğiz inadına, bize yasaklanan sokaklarda... Yeniden seveceğiz, dişleyeceğiz bir elmayı sevgiliyle, o “yasak” elma ağacının altında, gülümseyerek. Ve türküler söyleyeceğiz...

Ve... o günü görmek için inatla küreklere asılmaya devam edeceğiz!..


yirmisekizin şiiri

deniz üstü köpürsün
dalgalar
yalnızlığım alsın götürsün
çaksın
kızıl demirden bir şimşek
yoksulluğu silsin süpürsün

yirmisekiz damla rakı koy
bir kadın ismi ver her birine
her biri bir yerime dokunsun

nâzım baba olsun bir yanımda
bir yanıma livaditis otursun
aspa elinde bir tepsiyle
yasak meyveler getirsin

yirmisekizden fazladır ya
sırtımdaki bıçak izi
bırak her biri kanasın
ve tüm kötü kalpli tanrılar
ellerinde kızgın demirlerle
sonsuz sabrımı sınasın

şimdi bir mahşer yeridir kalbim
bırak tüm kötülükler
o sonsuz azap kazanında kaynasın

yirmisekiz sarhoş dize
yirmisekiz yanık türkü
ve eğilmeyen dimdik bir baş
yaşam denen mucizeyi tanısın

bırak mustafa çolak
bir günlüğüne sana inansın


gümülcine, 15.11.2016


Mustafa Çolak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder