27 Aralık 2016 Salı

[Online] PARALEL YAPILAR



KARAÇALI - 7





Yunan parlamentosu “Pontus soykırımını” oybirliğiyle tanıdıktan sonra, meclis başkanı Kaklamanis Pontuslu aydınlardan bir heyeti kabul eder ve onlara şunu söyler (Selanik belediye televizyonu TV 100’deki bir programda bu heyetin üyelerinden adını aklımda tutmadığım Kılkışlı âmâ bir müzisyenin ağzından dinliyorum, yıllar 1999 olmalı): “Yunan Meclisi Pontus soykırımını tanıyarak görevini yerine getirdi. Şimdi siz Pontuslulara da bir görev düşüyor. Bu soykırımın olduğunu kanıtlamak. Haydi bakalım, koyulun işe!” İfşaatı yapan kişi devam ediyordu: “Yani biz soykırımı kanıtlamaksızın tanıdık. Atı arabanın önüne koyacağımız yerde, arabayı atın önüne koyduk. Sonra dünya kamuoyu önünde nasıl inandırıcı olalım?”

Bu olaya yıllar önce soykırım ilanını eleştiren bir yazımda yer vermiştim. Rus büyükelçisinin Ankara’da muvazzaf bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından Türk hükümetinin ve en başta cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepkisi, yandaş medya ve yandaş-yalaka gazeteci ve diğerlerinin söyledikleri-yazdıkları bana bu yukarıdaki olayı anımsattı.

Sorusuz sualsiz daha baştan hüküm verilmişti: “Bu cinayeti Fethullahçı Terör Örgütü işledi.” Lamı cımı yok, o kadar! Ondan sonra RT Erdoğan, devlete, yan devlete, derin devlete sanki emir verdi (emri verirken kendimi oradaymışım gibi hissediyorum): Biz katilin FETÖ örgütüne ait olduğunu bulduk. Nasıl bulduk diye hiç sormayın. Sizin işiniz değil. Şimdi sizin tek göreviniz katilin FETÖ üyesi olduğunu ve emri Pansivanya’dan aldığını ıspat etmek. Koyulun işe! Bu amaçla her çeşit uyduruğa, yalana, dolana, tahrifata başvurmak serbest.

Bir haftadır bu yukarıda anlatılanların rezilce açılımını seyrediyoruz bir kez daha.


İbram Onsunoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder