2 Aralık 2016 Cuma

[Online] SOFTANIN SAPIKLIĞI



KARAÇALI - 5




Şu bizim dincilerin uçkur çözme konularındaki saplantılarını, sık sık sapıklığa dönüşen saplantılarını, izah etmekte hep zorluk çekmişimdir, olaya işaret etmek ve işi şakaya vurmakla yetinerek. Seks, mizahı en çok yapılan ve insanları en çok güldüren konudur. Uçkur çözme ile softayı bir araya getiren fıkralar vardır, gülmekten veya tiksinmekten kırılırsınız. Aşağıda size böyle bir fıkra anlatacağım.

Dikkat etmişsinizdir, softalar sapıklıklarını dinî kisve içinde sunmaya çalışırlar hep. Sözüm ona dinen müsaade ediliyor diye iddia ederler, toplum şiddetle kınıyor olsa bile. Şeriat öyle emrediyormuş. Kadın ikinci sınıf varlıkmış ve ezilmeliymiş. Bu konuda fetvalar seferber ederler. Ortadoğu'da İŞİD zülmüne hedef olmuş kadınların başına gelenleri bir okuyun, tüyleriniz diken diken olur. Bütün bunlar şeriatmış.

Bir arkadaşın yorumu: “Yukarıdaki büyük kafalarına yetecek kadar bulunmadığı için softaların kanı aşağıdaki küçük kafalarında birikir. Onun için softalar küçük kafalarıyla düşünürler ve tehlikelidirler.”

Softalar, toplumsal ahlaka ters düşen davranışlarını ve sapıklıklarını daima dinî bir kisveyle gerekçelemeye çalışırken, bu gerekçeleme içinde sık sık "Allahı kandırma" eğilimini saptayabilirsiniz. Muta nikâhında olduğu gibi. Aşağıdaki fıkra da "Allahı dolandırma" konusunda düğümleniyor. 

Türkiye’deki dinci iktidardan değişik davranması beklenemezdi. Küçük çocuğu taciz etmiş bir erkeğin, olaya karışanların yaşlarına bakılmaksızın, diyelim ki çocuk 10 yaşında erkek 60, o çocukla evlenerek cezadan kurtulmasını sağlayan yasa, özellikle kadın derneklerinin büyük tepkisinden sonra şimdilik geri çekildi. 

AKP, son yıllarda Türkiye'de öğrenci yurtları gibi yerlerde pek yaygınlaşan pedofili sapıklığını meşrulaştıramadı. Zoofiliyi meşrulaştırmak için kapılar açık.

Aşağıdaki fıkrayı 1960'lı yılların ortalarında dönemin solcu AKŞAM gazetesinde rahmetli Çetin Altan'ın "Şeytanın gör dediği" sütununda okumuştum. Hatırladığım haliyle size de aktarıyorum.

Softa, bir gün sabah sabah Bektaşinin kapısını çalar. Kapıyı açan Bektaşi onu görünce, "Ne istiyor gene bu münasebetsiz?" diye düşünerek yüzünü ekşitmekten kendini alamaz. 
Softa: "-Sana bir şey sormaya geldim. Sen bilirsin. Bir günah işledim, acaba Allah beni affeder mi?"
Softayı başından savmak isteyen Bektaşi: "-Affeder affeder, Allah büyüktür, affeder." deyip kapıyı yüzüne kapamak ister.
Softa yetişir: "-Ama büyük bir günah işledim. Acaba Allah beni yine affeder mi?"
Bektaşi: "-Allah daha büyüktür ve affeder." Ve Softanın ne günah işlediğini sormaz bile. Kapıyı kapamak ve ondan kurtulmak ister.
Softa bir kez daha atılır: "-Ama ben ırza geçtim."
Bektaşi "Vay köpek!" diye mırıldanır, sonra: "-Allah büyüktür, ırza geçeni de affeder."
Softa kapı yüzüne kapanmadan tepki vermeyi öğrenmiştir, devam eder: "-Ama ben bir hayvanın ırzına geçtim."
Bu kez Bektaşi yüksek sesle "Vay eşek!" diye bağırır, "Demek bir hayvanın ırzına geçtin, öyle mi?" Sonra içine bir merak düşer ve sorar: "-Nasıl hayvandı o ırzına geçtığin?"
Softa: "-Bir domuz."
Bektaşi: "Nee! Bir domuz mu! Vay eşşeoğlu eşek! A be domuz gibi bir hayvanın ırzına geçmeye hiç utanmadın mı?"
Softa: "-Kimse görmedi ki."
Bektaşi: "-Peki. Domuz çok canlı ve hareketli bir hayvandır. Nasıl becerdin?"
Softa: "-Ölüydü."
Bektaşi: "-Neee! Ölü domuzun mu ırzına geçtin? A be Allahtan korkmaz herif!..." Ama Bektaşinin merağı da devam etmektedir. Sesini kısarak Softaya sorar: "-Laf aramızda, domuzun kılları kalın ve serttir... Seni rahatsız etmedi mi?"
Softa: "-Uyuzdu."
Bektaşi: "-Neee! Ölü uyuz domuzun mu ırzına geçtin? A be o anda Allah seni çarpmadı mı?"
Softa: "-Hayır. Yanımda Kur'anı Kerim vardı." 

2.12.2016


İbram Onsunoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder