15 Ocak 2017 Pazar

[Online] Neden bu kadar pasifiz?


“İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar.” - Sigmund Freud


Pasif olmak bir tercih mi, yoksa pasif olmayı öğrendik mi? Düşünelim biraz. Daha çocukluk yıllarımızdan bu yana bize bunu empoze etmediler mi? Kaçımız hayatımızın bir kısmında etkili olmak adına gerçek adımlar atabildik? Eğitim hayatımızda da karşımıza çıkan bu değil mi? Hep bize sunulanı kabul etmek, sorgulamamak, sorgulamaya korkmak. Hep “hazır” olanı almayı öğrendik. Kaçımız bunun tersini arzuladı, pasif olmaktansa aktifleşmeyi, sorgulamayı, araştırmayı, öğrenmeyi?

Öyle ya, neden bu rahatlıktan vazgeçelim, her şey hazır bir şekilde önümüze sunulurken. Ama daha ne kadar pasif kalacağız, daha ne kadar başkaları tarafından bizim adımıza kararların alınmasına izin vereceğiz, daha ne kadar hazıra konmayı bir marifet olarak göreceğiz? Tabii, zor değil mi pasifliği bırakıp aktifleşebilmek ve eyleme geçmek. Birey olarak da, toplum olarak da, harekete geçme zamanı gelmedi mi sizce de? 

Artık uyanmalıyız! Bugün bir kişinin bile uyanıp aktif bir birey olmayı tercih etmesinin yarın bir topluma da örnekler doğurabileceği gerçeğini göz önünde bulundurursak, artık bir şeyler yapma zamanı gelmiş demektir. Sen, ben, biz, hepimiz bu nesil ve bir sonraki nesiller için bir şey yapmalı değil miyiz?

Bir uyanış! Fakat nasıl bir uyanış? Bizler pasif doğmadık ki, yıllar içinde pasif olmayı öğrendik – öğretildik. Bugün belki de hepimizin aklında bu soru varken (Neden bu kadar pasifiz?) bizlerin eyleme geçmesini engelleyen ne? Eğitimsizlik mi? Hayır, büyük bir çoğunluğumuz ve hatta bizden önceki birçok nesil de üniversite mezunu. İçinde bulunduğumuz toplum mu? Yaşadığımız ülke mi? Yoksa bizlerin birer birey olarak kendi tercihlerimiz mi?

Bir çoğumuz kişisel olarak “ne yapabilirim”i düşünmüştür. Fakat neden halen bir faaliyet gösteremedik? Neden uyanamadık bu derin uykudan, bu rahatlıktan neden vazgeçemedik? Bizi alıkoyan korku mu? Aslında korku da bir eylem biçimi değil midir? Seçimlerimiz mi? Seçimlerimiz bizleri oluşturanlar değil mi? Seçimlerimizi, yani bizleri değiştirmenin zamanı gelmedi mi? Zincirlerimizi kırıp harekete geçme zamanı. Pasifliğimizi yıldızları seyreder gibi seyretmeyi bırakıp karanlığımızı aydınlatma zamanı artık.

Bu noktada Cemil Meriç’ten bir alıntı yapmak istiyorum: “Vakit geçmiyor diye şikayet ederiz. Neyin geçmesini istiyoruz? Hayatın. Ve hepimiz ölümden korkarız.”

Aslında hepimizin yaptığı bu. Ama bu durumu değiştirecek etkileşim nerede? “Her gün aynı şeyleri yapıyorum, bu monoton hayattan çok sıkıldım.” Hepimizin ağzında bir zamandan sonra aynı sakız.

Belki de ilk eylem sorgulamak, düşünmektir. Öncelikle pasifliğimizi kabul etmektir. Hiçbirimiz pasif doğmadık, pasif olmayı öğrendik. İşe bu noktadan başlarsak, başlangıç için bir yol kat etmiş olabiliriz.


Emine Avcı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder