15 Şubat 2017 Çarşamba

[Online] Kimliksiz ve Yüzsüz Zavallılara



Bir sabah uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak gören Gregor*, çaresiz bu duruma boyun eğer(!). Farkeder ki aslında dönüşen kendisi değil çevresindekilerdir. Modern toplumun bir böceğe dönüştürdüğü insanların gerçek yüzüdür Samsa'nın bedenini saran hantal yaratık.



Asalak, başkasının kırıntılarıyla beslenen ve karnı doyunca efendisine itaat eden onur yoksunu bu böceklerin hızla çoğalmasını da eşyanın tabiatına uygun olduğundan doğal karşılamak gerekir.

Zavallı Gregor, yaşadığı topluma ayak uyduramamış ve farklılaşarak Metamorfoz'a uğramıştır. Aptal herif, senin neyine böcek olmak! Koyun olarak ne kadar da güzel geçinip gidiyordun halbuki. Seni eğitenlere itaat etmek yerine nedir bu başkaldırı? Nasıl olsa senin hakkında en iyi kararı verenler, eğitimciler ve yöneticiler değiller mi?

Eğitim demişken, nedir bu modern eğitim ve demokratik yönetim?

Demokratik yönetim, ancak her bireyin dolaylı ya da dolaysız temsili, onayı ve katılımı ile olabilir. Yönetilen insanlar ya da bu insanların uygun şekilde seçtikleri temsilcilerinden oluşan bir grup yapılacak işler üzerinde düşünür, fikirlerini belirtir, tartışır ve sonunda (yine uygun bir şekilde yapılan bir oylama sonucunda) karara varırlar. Demokraside önemli olan şey, her bireyin (yani sadece temsilcilerin değil) yapılanlar hakkında bir fikri ve yargısı olması, devletinin yaptıklarını sorgulama (ve yeterli çoğunluğa ulaştığında değiştirme) hakkına sahip olmasıdır.

Totaliter yönetimde işler biraz farklıdır. Gücünün kaynağı genellikle kol kuvveti olan yönetici kişi ya da zümre yapılacak şeylere karar verir ve kararlarını yönetilenlere bildirir. Yönetilenlerin, kendilerine dayatılan şeyleri değiştirmek bir yana, sorgulama hakkı bile yoktur. Estetik bir görünüm için halkın onayı aranabilir, ancak zaten halkın itirazı diye bir şey söz konusu değildir.

Eğitimi, en azından bizim maruz kaldığımız eğitimi incelersek, yapısının demokratik olmadığını, aksine tamamen totaliter bir işleyiş sergilediğini görmek zor değildir. Burada söz konusu olan öğretmenin öğrencilerine kendi keyfine göre davranmasından doğan bir totaliterlik değildir, asıl zorbalık öğrencilerin beynine sokulmaya çalışılan fikirlerin işlenme şeklindedir.

Nasıl ki bir zorbanın yönetimindeki halk, devletinin yaptıklarını sorgulama hakkından yoksun, söz hakkı olmayan bir katılımcıysa; 20. Yüzyılın modern eğitimini alan öğrencinin (!) de kendisine anlatılanları sorgulamadan kabul etmek dışında bir seçeneği yoktur. Bazen, ama sadece bazen, dersin görünümünü biraz daha demokratik kılmak için, öğrencilere kendilerine söylenenleri sorgulama ve hatta ders kitaplarına (yani kutsal kitaplara) itiraz etme hakkı tanınır; ama dersin sonunda yine kitabın ya da öğretmenin söylediklerinin doğruluğuna ulaşılır. Mevcut sistemde eğitimci, gücünü karşısındaki öğrencide mevcut olmayan eğitiminden alan totaliter bir yöneticidir.

Eğitimci, gerek ilk ve orta, gerekse yüksek öğrenimde, bilimi temsil ediyorsa eğer, kullandığı yöntemleri de buna göre seçmelidir. Öğrencinin gerekli aktif katılımı olmadan öğrenciye dayatılan bilgi bilimsel bile olsa; öğrencinin aldığı eğitim din eğitiminden farksızdır.

Eğitim sürecinin her seviyesinde öğrenciye öğrendiği şeylerin aslında yanlış olabileceğini, sadece insanlığın şu anki bilgi seviyesini temsil ettiklerini belirtmek gereklidir. Aksi takdirde gelecek kuşakların bilimsel yobazlıktan kurtulmaları çok uzun sürebilir.



Zafer Memet



*Kafka'nın "Dönüşüm"ü...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder