8 Mart 2017 Çarşamba

[Online] 8 Mart’a Dair


Hayatı seç, iş bul, işinde ilerle. Aile kur, büyük ekran bir televizyon al. Çamaşır makinesi, araba, cd player al. Sağlığına dikkat et, kolestrolünü düşük tut. İpotekle ev al, iyi bir ev için çalış. Arkadaşlarını seç, onlar beğensin diye ayrı giysiler ve uyumlu çantalar kullan. Kanepeye otur, televizyonun beynini yıkamasına izin ver, ruhunu o salak yarışmalara sat ve birşeyler tıkın. Tüm bunları yaptıktan sonra intihar et!
Irvine Welsh (Trainspotting)


Bir amaç uğruna şartlanan robotlar gibi hayatı yaşamak mı? Yoksa sırtımızdan para kazanan bu sisteme isyan edip cayır cayır yanmak mı? Cayır cayır yanmak, evet… aynen 8 Mart 1857’de New York'ta 40.000 dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil firmasında greve başlaması ve neticesinde polisin kendilerine saldırması sonucu fabrikaya kilitlenen işçilerin çıkan yangında 120 kadın işçinin yanarak can vermesi gibi.

İşte sistemin yegane savaşcıları olan güzide kadınlarımız da her 8 Mart da bu özel günü asla unutmazlar, kendileri için tahsis edilen “özel anma yerlerinde” toplanarak kendilerine özgü vücut figürleriyle bu gercekleşen vahim olaya tepkilerini dile getirirler. Dile getirirler derken bu tepki dile illa kelimeler yoluyla gelmez, protestolarını vücut diliyle ifade etme yöntemini seçen kadınlarımız, adına “oryantal” dedikleri cok etkili bir protesto şekli bulmuşlardır.

Yeni moda bu demek ki… Moda demişken, Oscar Wilde'ın da dediği gibi “Moda o kadar kötü bir şeydir ki onu her altı ayda bir değiştirirler.”

Gittikçe kendimizden, kendiliğimizden uzaklaştık. İnsanlar ne giydiğinin bile farkına varamaz oldular. Ayaklarına CHE donu giyen bir gençliğe nasıl kinaye yapılır? Che'yi popstar zanneden bu gençliğe... mevzubahis odur ki, artık “Dinozorların”, “kızıl komünistlerin”, Bolşevik kafaların, statükocu yoldaşların adeta Temel Reis’i olmuş bu efsanenin ayağa düşmesi ve gençleri bir sevinç yumağı halinde kendine çekmesi, malum sermayenin sahiplerine kuruyemiş olması “bazılarını” sinirlendirirken, bazılarını “aman ne güzel, gençler de komünist oldu!” diye sevince boğuyor. Yolda giderken “bu belediye çöpçüsü kılıklı herif kim?” diye birbirine soranlar acaba bu belediye çöpçüsünün bir zamanlar bir ülke yarattığının farkındalar mı?

Birileri bizim sayemizde ceplerini doldururken yapmaya mecbur ettikleri şeyleri yaparak içinde kaybolmuş benliklerle mi yürüyeceyiz yollarda, “kendimizi unutarak”. Moda denen dar görüşün, her zaman değişen, değişimin de tüketimimizi arttırmak olduğunu bildiğimiz düzenin elinde daha ne kadar kalacağız?


Zafer Memet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder