13 Ekim 2017 Cuma

[Online] ENİŞTEM BENİ NİYE ÖPTÜ?




GÜNDEMİ YORUMLARKEN

Danışma Kurulu kalabalık bir grup olarak Türkiye'ye niye gitti? Daha doğrusu niye davet edildi? Başbakanla görüştü, BT kökenli başbakan yardımcısıyla görüştü, Diyanet İşleri başkanıyla görüştü. 

Bir yanıt aradım, açık veya imalı, boy boy fotoğrafların ötesinde ve yuvarlak sözlerin arkasında. Ve içerlikli azınlık basınında. Hiçbir yanıt bulamadım.

Bu arada yayımlanan fotoğraflar üzerinden D. Kurulu'nun kimlerden oluştuğunu da öğrenmiş olduk. Şimdilik. Ben bilmiyordum, siz biliyor muydunuz? Bilen bir Allahın kulu var mıydı? Orada eski yeni mebuslar niye yok? Haydi, muvazzaf dört mebusun kendilerinin katılmak istemediklerini işitmiştik. Sabık mebuslar nerede? Onlar ne zaman ve neden dışlanmış, bilen var mı?

Kimse D. Kurulu şunun için Ankara'ya gitti veya bunun için davet edildi diye bir açıklama yapmamış. Oysa ilk akla gelen soru bu, ve tabii bunu sormaya gerek yok, sormadan ilk yanıt verilmesi gereken. Tabiî kamuoyu karşısında birazıcık olsun sorumluluk hissedersen. “Biz azınlık kamuoyu karşısında değil, azınlık kamuoyu bizim karşımızda sorumlu.”

Ankara'ya sizi niye çağırmışlar? Azınlığın böyle bir soru sormaya yetkisi yok derseniz, onu biliyoruz tabii. “Azınlık davet edilirse gider. Niye davet ediyorsunuz diye sormaya hakkı ve yetkisi yoktur.”

Ama böyle bir yetki olmasa da bu soru sorulacaktır: D. Kurulu üyeleri, Ankara'ya sizi niye çağırmışlar?

Tabii retorik bir soru, kimsenin yanıt vereceği yok. Belki gerçekten niye çağrıldıklarını D. Kurulu üyelerinden kimse bilmiyor. Ama kafalarını meşgul etmemiş olamaz, “Yahu bu AKP hükümeti bizi Ankara'ya niye çağırıyor?” Çoğunluğu “Bana ne yahu!” diye düşünmüşse hiç şaşmayın. “Bizi düşünmek ve soru sormak için tutmuyorlar ki. Bana ne!”

Gelin ben size söyliyeyim davetin nedenini.

Önce bir noktaya işaret edelim: Davetin nedeni açıklanabilecek olsaydı açıklanırdı. Açıklanmadığına göre açıklanabilecek cinsten değil.

"Azınlık içinde hangi organı ve hangi kişileri tuttuğumuzu azınlık halkına hatırlatmak için yapıldı bu davetiye". Bu davet nedeni, takdir edersiniz ki, açıklanamaz. Anlayana. Tabiî Azınlıkta bunu anlamayacak bir tek kişi çıkmaz. Dahası var. "Biz emirlerimizi bu adamlar aracılığıyla iletiyoruz. Onları dinleyiniz, onlara biat ediniz, bize biat etmiş gibi olursunuz." Bunlar açıklanır mı? Açıklanmaz.

Dahası var. "Son dönemde Azınlıkta AKP iktidarına ve adamlarımıza karşı diklenmeler başgösterdi. Bunlar daha da yaygınlaşmadan önlem almak icap etti. Bu davetle D. Kurulu'nun nüfuzunu arttırmayı amaçladık. Zira son dönemde onu kimse takmaz oldu.”

Dahası da var. “Yoldan çıkanları cezalandırdık ve cezalandırıyoruz. Ama Azınlıkta hâlâ akıl koymayanlar ve korkmayanlar var. Onların üstüne burdan öte daha bir kararlılıkla gidilecektir.” Dolayısıyla cezalandırma politikası (ilk önlem olarak Türkiye'ye giriş yasağından sonra itibarsızlaştırma, toplumsal tecrid, ekonomik ambargo vb önlemler) önümüzdeki dönemde daha da şiddetlenecektir.

Özetleyecek olursak, Danışma Kurulu'nun Ankara'ya davetiyle AKP hükümetinin Azınlığımıza iletmek istediği mesaj: “Eyy Batı Trakya Müslüman Azınlığı, seni çok seviyorum! Sevdiğimden seni öpeceğim geliyor.”


İbram Onsunoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder