5 Ekim 2017 Perşembe

[Online] MAŞALLAH




DAĞINIK GÖZLEMLER



Eski Sovyetler Birliği ülkelerinden Yunanistan’a göç etmiş turkofon, yani anadili Türkçe olan, veya Türkçe bilen Rumlar öteden beri dikkatimi çekmiştir. Türkçe, bu toplumların anadili nasıl olmuştur? Diğerleri Türkçeyi nasıl öğrenmişlerdir?



Gürcistan’ın Çalka bölgesindeki Rum köyleri turkofondur. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ve Gürcistan’da içsavaş patlak verince, o köylerdeki Rum nüfusun büyük bir bölümü Yunanistan’a göç etti. Türkçeleri Azerice veya Azericeye yakın. Selanik’te hastanede çalışırken onlarcasıyla yakın ilişkilerim oldu. Başka münasebetlerle de birçok Çalkalı turkofon Rumla karşılaştım ve sohbet ettim. Üniversitede öğretim üyesi dilbilimci bir dostum, Çalkalı Rumları gidip yerinde incelemiş. Anlattığı bir şey garibime gitmişti. Çalkalılar, “Biz burada Türkçe sayesinde Rumluk bilincimizi koruduk.” diyorlarmış (!).

Bundan birkaç gün önce Selanik’te bir marketteyim, eve bir şeyler almaya gittim. Marketin bir bölümünde benden başka kimse yok. Arkamdan bir kadın sesi:

- Unlar nerede acaba, biliyor musun?

Çok “ağır” bir Pontus lehçesi. Lehçesi bu özellikleri taşımaya devam eden Türkiye kökenli eski Pontuslulardan pek kalmadı. Bu, besbelli yeni göçmenlerdendi.

-Unlar şurada, gel bak.

Yaşlı bir kadın, benden de yaşlı, ama gayet dinç.

-Gözlerim de pek iyi görmüyor. Acaba unlarda indirim var mı? Hangisi indirimli, bana gösterir misin?

Kendisini şöyle bir süzüyorum. Gizlemeye çalıştığı kusurunu bulmuşum gibi, onu gerekçelemeye çalışıyor:

-Bunca senedir Yunancayı öğrenemedim. Bu Pontusça beni bırakmıyor.

-Yok zararı. Ben de “temeteron” (Sizdenim).

-Ha temeteron?

-Temeteron ya. Ben seni Gürcistan göçmenine benzettim. Nerdensin? Çalka’dan mı?

-Hayır. Çalkalılar Türkçe konuşurlar. Ben Moskova’dan geldim.

-Peki, sen Türkçe bilir misin?

-Bilirim tabii. Türkçe de bilirim, Rusça da bilirim...

Sohbetimiz o ana kadar Yunanca olarak devam ediyor. Bu kez Türkçe olarak soruyorum:

-Türkçe bilir misin?

-Bilirim elbet. Türkçe de bilirim. Rusça da bilirim. Ermenice de bilirim. Ben çok dil bilirim.

-Türkçeyi Moskova’da nereden öğrendin kız? Aferin. Maşallah, maşallah!

“Maşallah” sözcüğünü duyunca yüzü gülüyor. Ondan sonra birkaç kez tekrar ediyor “maşallah maşallah” diyerek, yanımdan gülerek uzaklaşıyor.

Arkasından şu yorumu yapıyorum. Pontuslu yaşlı kadın uzun süredir maşallah sözcüğünü işitmemiş ve kullanmamıştı. Benden duyunca eski bir dostla karşılaşmış gibi sevinmişti. Yanımdan “maşallah maşallah” diyerek ve gülerek ayrıldı.



İbram Onsunoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder