6 Ocak 2018 Cumartesi

KOCA KAPI’NIN UZUN ELİ GİBİ - Mebus İlhan Ahmet’le uğraşmaya devam ederken -III-



GÜNDEMİ YORUMLARKEN




Azınlıkça çevresindeki herkese giriş yasağı uygulanırken ben kusur mu kalacaktım? Ama her ne hikmetse benim ismim diğerleri gibi resmen açıklanmadı. Bu anarşist yaşlandı diye artık bana değer vermediklerinden midir nedir? Ama benim de durumu test etmek için giriş yapmaya hiç niyetim yok.

“Barikat” gazetesi matbu şekliyle Koca Kapı'nın Azınlıkta dayattığı şartlara dayanamayıp kapandıktan sonra, onun yerine açılan Mustafa Çolak'a ait aynı adı taşıyan blog'u birlikte canlandırmaya karar verdik. Bunda pek başarılı olduğumuz söylenemez. Bu işler ya profesyonelce oluyor, ya da hiç parasız ve sermayesiz amatörce yapılınca yarım yamalak oluyor. Mustafa Çolak, gözünü daldan budaktan esirgeyen biri değil, ben komünistim diye ortaya çıkabilen bir korkusuz ve yetenekli genç, Öte'de birçok aktivist solcularla ilşki içinde, tehdit ve yaptırımları takmayan biri, üstelik Koca Kapı'ya karşı bağımlılığı minimum.

Biz “Barikat” blog'unu canlandırmaya çalışırken, çoğa varmadı “pat” diye “Barikat”a da Gümülcine'deki MİT raporları doğrultusunda Türkiye'den erişim yasağı geldi. Gerekçe hep aynı, “Barikat” terörist idi. Sonra ben, adım “bastığı yerde ot bitmiyor”a çıkacak diye nasıl endişelemeyeyim?... Özür dileyerek bir kere daha ağzımı bozacağım, “Ee, hastirin ordan Koca Kapı'daki faşistler!”.

Bilenler Reis'in elinin uzun olduğunu söylerler. “Barikat”a kadar uzanacak mıydı? Burası sınır aşırı yer, Yunanistan, nasıl uzansın? Derken Mustafa Çolak aleyhinde ceza ve tazminat davaları ikisi birden geliverdi. Gördünüz mü Reis'in elini, uzanırmış mı, uzanmazmış mı? Yok canım, dava eden Reis'in kendisi değil, o Türkiye'deki gazeteleri kapatmak ve gazetecileri içeri attırmakla meşgul, yalnızca havuz medya ve yandaş gazeteciler kalıncaya dek. Dava eden mebus İlhan Ahmet. Ama aynı eder, çünkü RUH aynı, eşsiz bir “empathy” alışverişi içinde. Leb demeden leblebiyi anlıyoruz.

Kamil Sıcakemin'in Koca Kapı'ya saygısı daha dimdik ayakta. Yakında onunkisi de bizimki gibi çökmeye başlayacaktır. Çökmemişse.

Kamil'in işlediği iki büyük suçu var, kötü örnek olmaması ve başkalarını da cesaretlendirmemesi için cezalandırılması gerekiyordu. Suçlarından birincisi, sakini olduğu Harmanlık Mahallesine azınlık okulu açma kampanyası başlatması. İkincisi, Evros'taki balkan köyleri Ruşenler ve çevresindeki Bektaşi ve Alevîleri Koca Kapı'nın tercihlerinin tersine giderek desteklemesi.

Harmanlık Mahallesine azınlık okulu açma kampanyası Koca Kapı tarafından nasıl suç olarak algılanır diye soracaksınız belki. Kampanyayı başlatırken gidip sormuş ve izin ve onay almış mıdır? Hayır! İşte asla affedilmeyen ve cezalandırılan bir davranış. Koca Kapı'ya danışmaksızın siyasî veya toplumsal bir konuda inisiyatif almış bir azınlık bireyi yoktur ki Koca Kapı ve Azınlık Mafya Takımı tarafından çabası sabote edilmemiş ve kendisi cezalandırılmamış olsun.

Ama nasıl olur diyeceksiniz yine belki, kendi mahallesinin bir sorununun, nihayet bir azınlık sorununun çözümü için inisiyatif almak ve çabalamak nasıl suç kabul edilebilir? İzin ve onay almak ta ne demek? İzin almamamak nasıl suç olurmuş? Bal gibi suçtur, ve isyandır işte, hem de derhal bastırılması gereken bir isyandır. Çünkü kampanya Koca Kapı'nın kendisinin emri ve onayıyla başlatılmamıştır, kendi denetimi altında değildir, kampanyanın başında kendi koyduğu adamlar yoktur, onu istediği gibi yönlendiremeyecektir. Onun için bastırılması ve durdurulması gerekir. Koca Kapı'ya sormadan başka kişilere de diğer azınlık sorunları için kendi başlarına mücadeleye başlamada örnek olma ve bu hali yaygınlaştırma tehlikesi vardır. Bu da Azınlığın denetimini elinden kaçırmak demektir.

Koca Kapı için azınlık sorunlarının çözümünden daha öncelikli olan Azınlığın denetimidir. Eğer bir çözümle denetim kalkıyor veya gevşiyorsa o çözüm bekleyebilir, hatta ondan vazgeçilebilir, yeter ki denetim sarsılmasın ve gemler Koca Kapı'nın elinde kalsın.

Bu yakınlarda bir dostla bu tespitlerimi paylaşıyorum. Beni düzeltiyor: “Hayır aga” diyor, “durum daha da vahim. Sorunlara çözüm istenmemektedir, hedeflenen şey çözümsüzlüktür. Her şey sürüncemede kalmalı. Dikkat edersen, Takım işi hep yokuşa sürmektedir, elinden geldiğince çözümlere engel koymaya çalışmaktadır. Çünkü sorunlar var oldukça onlar da vardır ve geçimlerini sorunlar sayesinde sağlamaktadırlar. Bunu anlamak için meğerse yaşlanmam gerekiyormuş.”

Azınlığın Türkiye bağımlılığı yalnızca duygusal bağla sağlanamaz. Duygusal bağ önemlidir, ama yetersizdir. Onu başka bağlarla güçlendirmek gereklidir. Maddi bağımlılığı işlemek gerekir. Maddi bakımdan Koca Kapı'ya bağımlı kalabalık bir grup oluşturmak gerek. Paralı asker gibi. Sonra, en güçlü bağlar, azınlık sorunlarıyla sağlanan bağlardır. Azınlık sorunları ancak Türkiye sayesinde çözüme kavuşur inancı iyice yerleşmelidir. Azınlık kendi kavgalarıyla sorunlarını çözmeye alışırsa Koca Kapı'ya gerek duymayacaktır...

Kamil ve arkadaşlarının Harmanlık Mahallesine Azınlık Okulu Açma Kampanyası yukarıda tarif edilen çerçevede değerlendirilmiş ve ele alınmıştır. Onun için Kamil, başlattığı hareket için duasını almaya gittiğinde İbrahim Şerif'ten hayır dua yerine azar işitir: “Sen kim oluyorsun da okul açma hareketi başlatıyorsun! Biz burada neyiz!” Biz, yani Koca Kapı'nın çözümsüzlük organı Danışma Kurulu.

Kampanyanın karşılaştığı birçok engeller Yönetim kaynaklıdır, bunlar açık ve seçik. En çoğu, nereden ve niçin geldiği bilinmeyen ve anlam verilemeyen veya bizim kendi insanlarımızdan gelen engellerin, sabotajların, dikkatle incelenirse, altında Koca Kapı'nın bulunduğu görülecektir.

Evros ilindeki Ruşenler ve cıvar balkan köylerindeki Seçek şenlikleri bir Bektaşi-Alevi geleneği iken, bir süredir Konsolosluk nüfuz ve erkini kullanan ovadan gelen sünniler ile onların yerli işbirlikçileri tarafından gasp edilmişti. Bektaşiler bir kenara itilmiş, azınlık basınından şikayetlerini dile getirmeye bir kürsü bile bulamıyor, geleneklerinin yozlaştığını görüp kahroluyorlardı. Kamil Sıcakemin onlara sahip çıktı, kürsü verdi, şikayetlerini duyurdu. Bektaşilerin tepkileri bu yıl büyüdü ve “isyana” dönüştü. Mebus İlhan Ahmet, tabiî sünnilerin ve Koca Kapı’nın yanında yer aldı. Diğer iki milletvekili Mustafa ile Ayhan nihayet onlar da tavır koyarak Bektaşileri desteklediler. Bu sürütüşmeye en çok Kamil ve biraz da ben ambargoyu delerek sosyal medya üzerinden oldukça geniş yer verdik. Bu olayları burada bir kez daha anlatmayacağım. Özetle, bu olayda artık çizmeyi iyice aşan ve Koca Kapı’yı çok kızdıran Kamil Sıcakemin’e haddini bildirmeyi “Halit Eren’in uzun eliymiş gibi” yine mebus İlhan Ahmet üstüne aldı. Onu da mahkemelere sürüklüyor, kendi sahasına.

3/1/2018



İbram Onsunoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder